Anadolu’nun en köklü el sanatlarından Tokat yazmacılığı ve tahta kalıp oymacılığı, 600 yıllık geçmişiyle dijital çağa direniyor. Evliya Çelebi’nin övgüyle bahsettiği Tokat Alı (Tokat Kırmızısı), ıhlamur ağacından oyulan sabır dolu kalıplar ve kaybolmaya yüz tutan alizarin boyama tekniğinin tüm detayları haberimizde.

Anadolu topraklarında medeniyetin, estetiğin ve kadının sessiz dilinin kumaşa bürünmüş hali olan yazmacılık sanatı, 600 yılı aşkın köklü geçmişiyle zamana karşı direnmeye devam ediyor. Geçmişte türünün en nadide örneklerini Tokat’ta veren ve Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde, “Güya altın gibi mücelladır… Kalemkar basma yüzü, münakkaş perdeleri gayet memduh olur” sözleriyle övdüğü Tokat yazmaları, bugün hem bir kültürel miras hem de modern modanın ilham kaynağı olarak varlığını sürdürüyor.
Peki, bir yazmayı “Tokat Yazması” yapan sırlar nelerdir? Ihlamur ağacının sabırla oyulmasından, üretimi duran efsanevi Alizarin boyasına kadar bu kadim sanatın tüm inceliklerini mercek altına aldık.
Kalıpçılığın Kalbi: Ihlamur Ağacının Balmumuyla Dansı
Yazma basmacılığının temeli, adeta bir nakış gibi işlenen tahta kalıplara dayanır. Kalıp ustalarının en çok tercih ettiği ağaç ise sulak yerlerde yetişen ıhlamur ağacıdır. Yumuşak dokusu sayesinde kolay oyulabilen ıhlamur, aynı zamanda iyi zamk tutması ve dayanıklılığı ile bilinir. Kalıp yapımında nadiren sert ve uzun ömürlü olan armut ağacı ile suya dayanıklı sarıçam da kullanılır.
Kalıpçılık zanaatının en kritik püf noktası ise oyma işleminden önce ağacın sıcak balmumuna daldırılmasıdır. Balmumu emdirilen tahta hem oyma esnasında ustaya kolaylık sağlar hem de kalıbın ömrünü uzatarak suya karşı direncini artırır. Ancak günümüzde zamandan ve işçilikten tasarruf etmek amacıyla kontur ve fon baskılarında serigrafi (film baskı) tekniklerinin kullanılması, bu el emeği kalıpçılık sanatını yavaş yavaş ortadan kaldırmaktadır.

Tokat Yazmasının Ruhunu Yansıtan Özgün Motifler
Doğal ve stilize edilmiş bitkisel motiflerin hakim olduğu Tokat yazmalarında, kentin bereketli coğrafyasında yetişen meyveler başroldedir. Kendine has renk armonisiyle dikkat çeken yöreye özgü başlıca desenler şunlardır:
- Tokat İçi Dolusu (Kentin en karakteristik motifi)
- Tokat Elmalısı (Siyah zemin üzerine basılan elma motifleri, özellikle Zile bölgesinde yaygındır)
- Tokat Üzümlüsü (Tokat Morlusu olarak da bilinir)
- Tokat Yarım Elmalısı (Aynalı)
- Tokat Beşlisi, Kirazlısı ve Asma Yaprağı
Bu özgün desenlerin yanı sıra İstanbul menşeli olan ancak Tozanlı köylerinde yoğun şekilde kullanılan Çengelköy deseni de Tokat’ın üretim hafızasında önemli bir yer tutar.

Kaybolan Değer: “Tokat Alı” ve Alizarin Boyama Tekniği
Tokat yazmalarını dünyaca ünlü kılan en büyük özellik, Elvan Baskı denilen çok renkli baskı tekniği ve kumaşa hayat veren Tokat Alı (Tokat Kırmızısı) rengidir. Bu parlak kırmızı ve kırmızı-mor tonları, kök boya özelliği taşıyan sentetik Alizarin red boyası ile elde edilmekteydi. Ancak günümüzde alizarin boyanın fabrikasyon üretiminin kalkması, bu zorlu tekniğin de değişmesine neden olmuştur.
Eski usul alizarin tekniğinde süreç tam bir sabır sınavıdır:
- Kumaşlar yıkanarak apresi giderilir.
- Tezgahta desen hatları (tırnaklar) siyah renkle basılır.
- Şap ve kara boya karışımı ile astar boyası vurulan kumaşlar, eski dönemlerde ahırlardaki cereklere asılarak 15 gün; modern dönemde ise amonyaklı odalarda 1 gün bekletilir.
- Alizarin, ardıç kozaları ve cehri ile hazırlanan odun ateşindeki kazanlarda kumaşlar kaynatılarak boyanın emilmesi (alizarin kesme) sağlanır.
Bu zahmetli süreçten çıkan yazmalar pırıl pırıl parlar ve asla solmazdı. Bugün ise bu kök boya aşamalarının yerini, sabitleme gerektirmeyen ancak eski renk kalitesini tam olarak vermeyen modern boyalar almıştır.
Tarihi Hanlardan Modern Tasarımcılara
Geçmişte Tokat’taki beş büyük handa (Horozlu, Hacı Musaoğlu, Askerler, Beypazarı ve Gazioğlu Hanı) çekiç ve kalıp sesleriyle yankılanan yazmacılık, günümüzde Gazioğlu Hanı’nın (Yazmacılar Hanı) yanı sıra yeni kurulan Yazmacılar Sitesi’nde varlığını sürdürüyor.
Kadınların türkülere ve manilere konu olan başörtüsü (yemeni, çit) olmanın ötesine geçen yazma kumaşları; günümüzde modacıların eliyle elbise, etek, bluz, fular ve sabahlık gibi modern tasarımlara dönüşerek hem iç hem de dış piyasada yoğun talep görmeye devam ediyor.

