Osmanlı İmparatorluğu’nun en zorlu dönemlerinde, imkansızlıklar içinde yazdığı destanla tarihe kazınan bir isim: Ömer Fahreddin Türkkan. Nam-ı diğer “Çöl Kaplanı” veya “Medine Müdafii”. Bugün onu sadece bir komutan olarak değil, Peygamber sevgisi ve vatan aşkıyla yoğrulmuş bir irade abidesi olarak anıyoruz.
ERZİNCAN’DA BİR BABA, BİR KOMUTAN: BİLİNMEYEN YILLAR
Fahreddin Paşa’nın hayat hikayesi, cephelerdeki kahramanlıklarından çok daha önce, Anadolu’nun kalbinde, Erzincan’da önemli bir dönemeç yaşadı.
- 1900-1902 Yılları: Fahreddin Paşa, bu tarihler arasında Erzincan’da görev yaptı.
- Hüzünlü Bir Veda: 1900 yılında Erzincan’da evlenen Paşa, ilk göz ağrısı olan kızı Fatma Nilüfer’i 1902 yılında burada kucağına aldı. Ancak küçük Nilüfer, henüz bir yaşına basmadan vefat etti.
- Terzibaba Mezarlığı: Bugün Erzincan’daki Terzibaba Mezarlığı’nda bulunan minik Fatma Nilüfer’in mezar taşını, bizzat Fahreddin Paşa’nın kendi elleriyle yazdığı bilinmektedir. Bu detay, sert bir komutanın arkasındaki naif baba yüreğini gözler önüne seriyor.

MEDİNE MÜDAFAASI: İMAN VE DİRENİŞİN ZİRVESİ
Osmanlı’nın son döneminde Medine’yi 2 yıl 7 ay boyunca teslim etmeyerek destan yazan Fahreddin Paşa, “Türk Kaplanı” lakabıyla tarihe geçti. İşte kahraman paşanın bilinmeyen yönleri.
Rusçuk doğumlu asıl adı Ömer olan Fahreddin Paşa, Türk askeriye tarihinin en unutulmaz direnişlerinden birine imza attı. Doksanüç Harbi sonrası İstanbul’a gelen ailesiyle birlikte büyüyen Fahreddin Paşa, 1888’de Harp Okulu’nu, 1891’de Erkân-ı Harbiyye’yi bitirerek kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı.
ÇANAKKALE’DEN MEDİNE’YE UZANAN KAHRAMANLIK HİKAYESİ
Balkan Savaşı’nda Çatalca savunmasındaki başarısıyla Edirne’nin geri alınmasında rol oynayan Fahreddin Paşa, I. Dünya Savaşı’nda Dördüncü Ordu’ya bağlı 12. Kolordu komutanı olarak Musul’da bulunuyordu. 26 Ocak 1915’te ise Dördüncü Ordu komutan vekilliğine getirildi.
Mekke Şerifi Hüseyin’in isyana hazırlandığı haberinin alınması üzerine Cemal Paşa tarafından Medine’ye gönderilen Fahreddin Paşa, 31 Mayıs 1916’da kutsal topraklara ulaştı. Şerif Hüseyin ve dört oğlu, 3 Haziran 1916’da Medine çevresindeki demiryolu ve telgraf hatlarını tahrip ederek isyanı başlattı.

KISITLI İMKANLARLA DESTANSI SAVUNMA
Asilerin sayısı 50.000 iken bütün Hicaz bölgesindeki Osmanlı askerinin sayısı sadece 15.000 civarındaydı. Bu zor şartlara rağmen Fahreddin Paşa, Medine’yi tam 2 yıl 7 ay boyunca müdafaa etti. Önce Medine ve çevresinde güvenlik hattı oluşturmak için Aşar Boğazı, Bi’riderviş, Bi’riabbas ve Bi’rirehâ mevkilerini asilerden temizledi.
Osmanlı hükümetinin Hicaz’ı kısmen boşaltma kararı alması üzerine Fahreddin Paşa, Hz. Peygamber’in mezarında bulunan mukaddes emanetlerin İstanbul’a nakledilmesini teklif etti. Sorumluluk kendisinde olmak şartıyla teklif kabul edildi ve 30 parçadan oluşan mukaddes emanetler 2000 askerin koruması altında İstanbul’a gönderildi.
“TÜRK KAPLANI” TESLİM OLMUYOR
İngilizler tarafından “Türk Kaplanı” olarak adlandırılan Fahreddin Paşa, açlık ve hastalığa rağmen teslim olmayı reddetti. Kuşatmadan önce kaleyi tahliye etmesini teklif eden İstanbul hükümetine şu tarihi cevabı verdi:
“Medine Kalesi’nden Türk bayrağını ben kendi elimle indiremem, eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya başka bir kumandan gönderin.”
Mondros Mütarekesi imzalanmasına rağmen teslim olmayan Fahreddin Paşa, padişahın imzasını taşıyan teslim emrini de dinlemedi. Ancak askerlerinin büyük kısmının hasta olması, cephane ve erzakın bitmesi üzerine kendi subaylarının baskısıyla teslim olmaya razı oldu.
SÜRGÜN VE MİLLİ MÜCADELE YILLARI
27 Ocak 1919’da savaş esiri olarak Mısır’a, ardından Malta’ya sürgün edilen Fahreddin Paşa, işgalci devletlerin kurdurduğu Nemrud Mustafa Divanıharbi tarafından ölüme mahkum edildi. Ancak Ankara hükümetinin gayretleriyle 8 Nisan 1921’de Malta’dan kurtuldu.
Milli Mücadele’ye katılmak için Ankara’ya gelen Fahreddin Paşa, 9 Kasım 1921’de TBMM tarafından Kabil sefirliğine tayin edildi. Türk-Afgan dostluğunun gelişmesinde önemli rol oynayan kahraman paşa, 5 Şubat 1936’da tümgeneral rütbesiyle emekliye ayrıldı.
22 Kasım 1948’de vefat eden Fahreddin Paşa, vasiyeti üzerine Rumelihisarı’na defnedildi.
NEDEN UNUTMAMALIYIZ?
Fahreddin Paşa, sadece toprak kaybetmemek için değil, bir medeniyetin onurunu korumak için savaştı. Erzincan’daki bir mezar taşından Medine’nin kızgın kumlarına uzanan bu hikaye, bugün bizlere zorluklar karşısında nasıl dik durulacağını öğretmeye devam ediyor.
Kaynaklar: Erzincan Valiliği, TDV
