Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, son dönemde artış gösteren okul şiddeti olaylarına ilişkin kapsamlı bir analiz yayımladı. Gülaçtı, şiddetin sadece okul sınırları içinde çözülebilecek bir sorun olmadığını vurgulayarak, toplumun tüm katmanlarını kapsayan bir “seferberlik” çağrısında bulundu.
EBYÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, okul şiddetine karşı “toplumsal seferberlik” çağrısında bulundu. Şiddeti, sistemlerin işlevini yitirmesinin bir semptomu olarak tanımlayan Gülaçtı; aileden okula, dijital dünyadan mahalle kültürüne kadar her alanda köklü bir dönüşümün şart olduğunu vurgulayarak, “Çocuklarımızı kurtarma zamanı ancak hep birlikte mümkündür” dedi.
Okul koridorlarındaki şiddet neden patlıyor? Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, yayımladığı analizde okul şiddetinin sadece güvenlik tedbirleriyle değil, güven temelli bir iklimle önlenebileceğine dikkat çekti. Veriler ortadayken neden beklenildiğini sorgulayan Gülaçtı, dijital dünyadaki tehlikelerden mahalle denetiminin kaybına kadar şiddeti besleyen faktörleri tek tek sıraladı.
Prof. Dr. Fikret Gülaçtı’dan “Okul Şiddeti” Analizi: “Çocuklarımızı Kurtarma Zamanı”
EBYÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, okul koridorlarına sızan şiddetin anatomisini çıkardığı yazısında, yaşanan olayların bir “kırılma noktası” olduğunu belirtti. Şiddetin tek bir bireyin veya ortamın ürünü olmadığını ifade eden Gülaçtı, bu durumu aile, okul, medya ve dijital dünyanın dahil olduğu sistemler bütününün bir başarısızlığı olarak nitelendirdi.
“Eldeki Veriler Neden Harekete Geçirmedi?”
Yazısında kurumsal özeleştiri ve sorumluluk vurgusu yapan Gülaçtı, “Eldeki veriler yeterliydi; neden beklendi?” sorusunun hayati önem taşıdığını ifade etti. Şiddet olaylarının sıklaşmasının toplumda bir “normalleşme” tehlikesi yarattığına dikkat çeken Gülaçtı, “Dün vefatsız geçen hadise, bugünün habercisidir. Şiddet bir süreklilik içinde tırmanır,” uyarısında bulundu.
Aileden Okula: Güvenli Liman İhtiyacı
Prof. Dr. Gülaçtı, çözümün temelinde ailenin sunduğu “güvenli bağlanma” zeminini işaret etti. Ebeveynlere dijital ebeveynlik, duygusal okuryazarlık ve model olma konularında büyük görevler düştüğünü belirten Gülaçtı, okullarda ise öğretmenin sadece bilgi veren değil, güven veren bir figür olması gerektiğini savundu.
Okul rehberlik servislerinin sistemin belkemiği olduğunu hatırlatan Gülaçtı, Türkiye’deki rehber öğretmen başına düşen öğrenci sayısının uluslararası standartlara getirilmesinin proaktif bir koruma için şart olduğunu vurguladı.
Dijital Tehdit: 7/24 Süren Zorbalık
Dijital ekosistemin “görünmez bir okul” haline geldiğini belirten Gülaçtı, siber zorbalığın kurbanın odasına kadar girdiğini ifade etti. Şiddetin dijital mecralarda ödüllendirilmesi ve suçluların “kahramanlaştırılması” riskine karşı devlet, aile ve okulun iş birliği yaparak eleştirel dijital okuryazarlık seferberliği başlatması gerektiğini kaydetti.
“Mahalle Denetimi Aşındı, Sosyal Sermaye Zayıfladı”
Kentsel dönüşümle birlikte geleneksel mahalle kültüründeki “sosyal denetim” mekanizmasının kaybolduğunu ifade eden Gülaçtı, “Komşunun komşudan habersiz olduğu yoğun apartman yaşamı, sosyal yalnızlaşmanın üretim hattına dönüşmüştür.” dedi. Gülaçtı’ya göre, sadece yoldan geçen bir vatandaşın bile gördüğü bir riski bildirmesi, çocukları koruma zincirinin hayati bir halkasını oluşturuyor.
Çözüm İçin Çok Katmanlı Harita
Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, okul şiddetiyle mücadelede kısa, orta ve uzun vadeli stratejileri şöyle sıraladı: Rehber öğretmen sayısının artırılması ve acil destek hatlarının kurulması. Bölgesel risk haritalarının güncellenmesi ve kurumlar arası veri paylaşımı. Eğitim, sağlık, adalet ve sosyal hizmetler bakanlıklarının ortak politika çerçevesi geliştirmesi.
Gülaçtı, yazısını şu çarpıcı sözlerle noktaladı, “Çocuklarımızı kurtarma zamanı ancak hep birlikte mümkündür. Sistemin her halkası yerindeyse, zincir kopmaz.” Dedi.
