Erzincan’ın yerel üretim değerlerini ulusal pazara taşıyan iş birliğinde somut adım atıldı. Valilik ve Belediye koordinasyonunda hazırlanan yerel ürünlerin ilk sevkiyatı, Ergan Dağı’nda düzenlenen törenle yola çıktı.
Türkiye’nin tarım ve hayvancılık lokomotiflerinden Erzincan, yerel ürünlerini Migros iş birliğiyle tüm Türkiye ile buluşturuyor. Erzincan Valiliği, Erzincan Belediye Başkanlığı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, Ticaret ve Sanayi Odası ile Migros Ticaret A.Ş. arasında imzalanan protokol kapsamında ilk ürün teslimat töreni gerçekleştirildi.
Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, Erzincan’ın bereketli topraklarında yetişen ürünler tırlara yüklenerek Ergan Dağı Kayak Merkezi’nde düzenlenen programla uğurlandı. Bu sevkiyatla birlikte Erzincan’ın meşhur lezzetleri, Migros’un Türkiye genelindeki geniş mağaza ağında raflardaki yerini alacak.
Hangi Ürünler Raflarda Olacak?
İyi Tarım ve Organik Tarım uygulamalarıyla üretilen ve kalite standartları yükseltilen ürünler arasında, Coğrafi İşaretli Ürünler; Meşhur Erzincan tulum peyniri ve dermason fasulyesi. İçecek ve Et Grubu; Bögert Maden Suyu ve bölgeye has kuzu eti. Taze Üretim: Patates, domates ve çeşitli mevsimlik sebze-meyveler yer alıyor.
Üreticiye Teknik Destek, Ekonomiye Can suyu
İş birliği sadece satış odaklı kalmayıp, yerel üreticinin modern tarım tekniklerine uyumunu da kapsıyor. Üretim planlaması İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yürütülürken; Migros, kalite standartlarının artırılması için üreticilere rehberlik ediyor. Bu stratejik hamle ile küçük aile işletmelerinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir üretimin teşviki ve Erzincan’ın tarımsal markasının ulusal ölçekte değer kazanması hedefleniyor.
Ergan Dağı Kayak Merkezinde düzenlenen programa, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, GürAta ve ZZEF Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Gürkan, ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.
Programda ilk olarak konuşan GürAta ve ZZEF Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Gürkan yaptığı açıklamada, ““Anadolu’nun her tarafında yaklaşık uzun bir süre yani 6-7 seneden beri çalışmalar vardı. Bu tekamül eden hikaye döndü dolaştı Erzincan’da kimlik buldu. Ve öyle bir kimlik buldu ki Türkiye’ye mesaj üretecek hale gelmişti çünkü mesajın ana teması şu; yereldeki üretimin ne kadar kıymetli olduğunu çiftçisiyle, çobanıyla Anadolu toprağına sahip çıkmanın kıymeti ne kadar önemli olduğunu bizim hem üreticimize hem de tüketicimize anlatmamız lazım. Bu ruhu ve bu motivasyonu aktarabilmek için de sizinle başlattığımız Erzincan’daki hikaye sizin o cümleniz çok kıymetliydi. Burası bir adadır deyince ben önce anlamadım. Yani karanın orta yerinde bir ada olur mu? Evet. Anadolu’nun orta yerinde bir adanın olduğunu sularıyla birlikte bir bereket ve kıymet ve değer oluşturduğunu yaşayınca görmeye başladım. Fakat bir başka taraftan da yine sizlerle yaptığımız sohbette var olan kıymetlerin yavaş yavaş yok oluşa doğru gitme riskinin de olduğunu sizlerden öğrendim. Fasulyesine bir bakıyorsunuz Türkiye’de bir ihtiyaç ciddi bir ihtiyaç Ekber bey dedi ki bu böbrek fasulye bize lazım ya üstat vardır herhalde memlekette sonra bir baktık ki ana toprağı burası binlerce tondan sizin telaffuzunuz daha da net olacaktır yüzlerce tona düşmüş. Yeniden şahlanması lazım. Tulum peyniri diyorsunuz herkes Erzincan tulumu deyince kendine gelir motive olur Erzincan tulumu yemem lazım der ama sütün kıymetlenmesi peynirde bir değerdir ve hayvancılığın varoluş sebebi zaten oradan şekillenir o zaman bir bakıyorsunuz ki burada bir problem. Bunun ayağa kalkması lazım zaten coğrafi işaretlerin hamamında falan herkesten önce Türkiye’den alınmış zaten kimlikleri. Bir bakıyorsunuz suyumuz var ve çok kıymetli su aslında hiç içerisine bir başka katkı yapmadan aktığı şekliyle satsak ne olur deyip hepimizi heyecanlandıran bir şey nereye dokunsanız her tarafta bir değer var ve sizin o motivasyonunuz başkanım bir cümlesi vardı biz bu devlete hizmet etmek için varız ne gerekiyorsa birlikte hep beraber yapalım diye şimdi buradaki bu başlayan süreç aslında sadece bir Erzincan hikayesi değil bu anlamda Migros’un lokomotif kimliği Türkiye’deki marka oluşumu ve raflardaki tüketici buluşmasında bir ciddi satıcı kimliğiyle gözüküyor aslında entelektüel sermaye var oradaki o niteliğin Anadolu’ya bir kalite değerinin oluşması için gitmesi lazımdı.” Dedi.
Daha sonra konuşma yapan Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, “Şunu her yerde söylüyorum en anlamlı iş birliklerinden bir tanesi olacak. Onun sinyallerini fazlasıyla aldık zaten. Migros’u belki marka olarak birçok insan tanıyor ama geçmişini herkes bilmeyebilir. Biz 54 yılında kurulmuşuz. Kurucumuz bir kooperatif, İsviçreli bir kooperatif ama daha enteresanı her ortamda bunu tekrar ediyorum bilinmediği için ana kurucumuz İstanbul Büyükşehir Belediyesidir. Ki kurucu olduğu zaman valilik ve belediyenin tek olduğu dönemlerde kurulmuştur. Yanında Toprak Mahsulleri Ofisi, bugünkü adıyla Et Balık Kurumu ve Ziraat Bankası. Bunlar kurucu ortakları Migros’un. Dolayısıyla bizim doğamızda, DNA’mızda tarımla kol kola olmak fazlasıyla var. Uzun zamandır da bu mücadeleyi hep birlikte veriyoruz. Tabii Türkiye muhteşem bir ülke üretim kabiliyetleriyle ama gündemimiz tarım, gündemimiz üretmek. Çünkü gerçekten gıdanın gelecekteki hem potansiyelini hem de risklerini hep beraber yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla üretime konsantre olmak kadar değerli bir şey yok. Ticareten de bu çok anlamlı. Bizim raflarımızda sattığımız ürünün %80’i tarıma bağlı. Dolayısıyla üretimi desteklemek bizim olmazsa olmazımız. Ve bugün büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum ki hani herhalde Erzincan’da ben kendim de bugün birçok şeyi itiraf ettim bu kadar yüksek üretim kabiliyeti olduğumuzun farkında değiliz. O yüzden o farkındalığı bize sağlayan sayın valimize ve özellikle il tarım müdürümüze çok teşekkür ediyoruz. Şimdi bugün belki de yalnızca belli başlı ürünleri konuştuk. İşte kuru fasulyemizi konuştuk, peynirimizi konuştuk, suyumuzu sodamızı konuştuk, tuzumuzu konuşuyoruz ama meyve sebzede de çok enteresan bir potansiyel olduğunu gördük. Ben müsaade ederse sayın valime birkaç öneri daha getireceğim bugün. Eminim ki burası bir üretim üssü olacak bizim için. Bu bizim takdirimiz haşa değil, zaten doğa onu takdir etmiş. Asırlardır burası üretimin çok vazgeçilmez üretim devamlılık merkezlerinden bir tanesi. O yüzden çok güzel işler yapacağımıza eminim. Bu vesileyle tabii ki Türkiye’de bizim özel bir misyonumuz da var; üretmek kadar bu üretimi standartlaştırmak, bu üretimi rafa gelebilecek kaliteye getirebilmek, denetleyebilmek, denetledikçe yaptığımız o katma değeri pekiştirebilmek. Bunlar çok önemli ve itimat edin bütün ben üretici dostlarıma ve bir o kadar da sanayici arkadaşlarımıza hep bunu tavsiye ediyoruz. Tarımsal üretime destek vereceğiz ama bir o kadar da tarımsal üretimi sanayiyle, teknolojiyle geliştireceğiz. O yüzden daha kaliteli işler yapacağız ve dünya çapında da işlere sebebiyet vereceğiz. Bu topraklar buna fazlasıyla müsait. İşte bu sabah kirazı konuştuk. Kirazımız dallarında ama tamamen ihracat odaklı gidiyor. Dünyada çok az kiraz üretim merkezi var, belki de en önemli üslerden bir tanesi burası olur. Neden olmasın? Bunların her biri mümkün. Bizim de misyonumuz çok net. Ben bütün ekibimle bu hizmeti amade durumdayız. Çünkü özünde paketlemek ve standartları getirmekte de her türlü danışmanlığı da desteği de vermeye fazlasıyla hazırız. Ben bu vesileyle özellikle emeği geçen bütün arkadaşlarıma, tabii kendi ekibime, onlar da neredeyse 8 aydır bu projenin içerisinde büyük destek veriyorlar. Tabii ki Erkan Bey’e, yani bizi şehir şehir bu yolculukta mihmandarlık yapıyor sağ olsun. Bugün biz neredeyse 50 ilden yerel alım yapıyoruz ama bunların içinden 10 tanesini alımdan öte üretimin konsantrasyonuna da yönlendireceğiz. Türkiyemizde 20-25 tane çok önemli havzamız var. O havzaların her birini hedeflediğimiz üretim merkezi haline gelmek bizim en önemli amacımız. Yerel üretim, milli üretim ve sonuçta ülkenin tarımsal kalkınması en büyük önceliğimiz olacak. Tekrar çok teşekkür ediyorum bu güzel organizasyon için.” Dedi.
Ardından konuşma yapan Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, “Sizin de büyük bir emekle düzenlemenizde çok büyük emeği olan Sayın Valimize ben hep teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Kendisi bizi hakikaten hem Türkiye’yle hem dünyayla tanıştırıyor. İnşallah bu son zamanlarda kısa zamanlarda gitmez çünkü sosyal medyada şurada burada yazılıyor. Biz valimizden memnunuz. Erzincan, kardeşliğin şehri, alın terinin kıymetli olduğu bir şehir. Bizim fikrimiz, insanımızın doğduğu yerde doyabilmesini sağlayabilmek. Bunun için de emek koyuyoruz. Ve Erzincan’ımız üzeri tozlu bir elmas. Tozunu almak için hep beraber çaba döküyoruz. İnşallah üreticilerimiz de bu elmasın kıratını görerek değerlendirme yapar diyor, saygılarımı arz ediyorum.” Dedi.
Son olarak Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu yaptığı açıklamada, “Erzincan 2002 yılında 30 bin ton fasulye üretmiş. 2022 yılında bugün 1500 tona düşmüş. Şimdi bu fasulyeyi Migros görünce dediler ki; ‘Biz bunu 30 binin, 40 binin de üzerine çıkaralım.’ Peki bu ne demek? Bu şu demek: bizim bir yıl önceden üreticilerimize ‘bizim 30 bin ton fasulyeye ihtiyacımız var, ona göre üretim yapın’ demek. Bunun yanından da istihdam demek. Şimdi bakın bizim tulum peynirimiz coğrafi işaret almış ama içeriği belli değil. Yani içine ne koyuyorlar? Çünkü Migros gibi ulusal markalar bunu satabilmeleri için içeriğinin de bir analiz ve testinin yapılması gerekiyor. Biz 6 ay içerisinde üniversitemizle birlikte bunun içeriğinin de tescilini aldık ve Avrupa Birliği tescili de aldık. Şimdi biz buna uygun yani bu standartlara uygun 2 ton üretiyoruz. Mesela Migros bize ’40 ton üretin, 100 ton üretin’ dedi. Bu ne demek? Başkanım burada; biz özel idare, belediye ve birlikle beraber bir şirket kurduk. Bütün mal ve ürünler bu şirket üzerinden Migros’a gidecek. Bu kurduğumuz şirket çok büyük para kazanmamakla birlikte ama tulum peynirinin bütün maliyetlerini karşılamış olacak. Belki başka maliyetleri de karşılayacak. Değerli arkadaşlar, üretimin olmadığı yerde hayat da olmuyor. Üretim olacak, üretimle birlikte istihdam olacak. Eğer biz modern dünyayla rekabet etmek istiyorsak mutlak şartta üretimi ve istihdamı yapmamız gerekiyor. Peki Migros’un bize katkısı ne olacak? Hem düşünün Erzincan’ı bütün Türkiye’ye açıyoruz, aynı zamanda bir standart geliyor. Yani Migros’un teknik ekibi geliyor, bizim birliği geziyor; ‘bir’ diyor ‘buranın daha hijyen olması gerekiyor’, ‘iki’ diyor ‘üretiminiz şu şu şu kurallara uyuyor veya uymuyor, bunları düzeltmeniz gerekiyor’. Aynı zamanda bu bize bir disiplin de sağlayacak. Yani Erzincan’ın üretiminde bir disiplin olacak ve piyasadan aşağı olmamak kaydıyla -ve ben burada fiyatları söylemek istemem ama- bazı ürünlerimiz geçen yıl iç piyasada 1 liraysa bu sene Migros onu iki katına aldı. Ben buraya ilk vali olduğumda geldim Çayırlı’daki patates üreticilerimiz randevu alıp geldiler, dediler ki: ‘Sayın Valim, patatesleri satamıyoruz ne olacak?’. Bugünden itibaren Erzincan’ın üreticisinin böyle bir derdi ve problemi olmayacak. Ya bu inanılmaz bir şey! Üretici üretebilecek, önceden planlayacak, bir standartlarımız belli olacak ve bütün ürünlerimiz Türkiye’deki Migros raflarında yer alacak. Aynı zamanda da bizim hepimizin orada markalarının ismi olacak. Bu bizim için çok değerli ve önemli. Bence Erzincan açısından, Erzincan üreticisi açısından da bugün yeni bir başlangıç ve kırılma noktası. Bununla birlikte ben öncelikle Erkan Bey’e çok teşekkür ediyorum. Migros’un CEO’su Özgür Bey’e çok teşekkür ediyorum ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Bu işi gece gündüz takip eden tarım il müdürümüz Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum. Vali Yardımcımız Hüseyin Bey’e, birlik başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Ben hayatımda hep şunu gördüm; bizler burada geçiciyiz Erzincan kalıcı. Yapılan işler kalıcı. Her insan bir yere gelir ve oradan göçer gider ama geride bıraktığınız insanların kalbindeki izler hiçbir zaman silinmez. Onun için Erzincan’a yapılan her hizmetin, her güzelliğin kalplerde iz bıraktığını görmek bizi çok mutlu ediyor. Bugün sembolik olarak 8 tırımızı buradan yolcu edeceğiz. Bu şu demek, bundan sonra mesela sıradaki bizim Kemah tuzumuz. Kemah tuzu hakikaten aroma olarak, lezzet olarak en güzel tuzlardan birisi; bunu da Migros alıyor. Bizim mesela geven balımız; gelecek yıl bunlar Migros alacak. Yani burada ürettiğimiz elmadan armuttan vişneden kirazdan hepsini Migros’un ekibiyle birlikte çalışacağız ve bir standardı olan, piyasanın üzerindeki bir fiyatla Migros’a takdim edeceğiz. Bu üretimi getirecek, istihdamı getirecek. Aynı zamanda ‘paramı alabilecek miyim?’, ‘ürünüm yerde mi kalacak?’ bu dertlerin hepsinden kurtulmuş olacağız.Bu gerçekten beraber birlikte ürettiğimiz çok çok önemli bir şey. Mesela bizim Böğert maden suyumuz yani bilmiyorum kaç şehirde vardır musluklarından maden suyu akan şehir? Sayın Genel Müdürüm bizim buradaki sularımızın en düşük pH’ı 8.4. Mesela bizim burada su kaynağımız var belediyenin 9.4 pH’ı, biliyorsunuz zemzemin 10. Bize düşen bunu geliştirmek. Üretimin olduğu yerde dedikodu olmaz. Üretimin olduğu yerde ayrılık gayrılık olmaz. Üretimin olduğu yerde refah olur, huzur olur, birlik ve beraberlik olur. Onun için Erzincan kadim bir kültürüyle bunu çok hak ettiğini düşünüyorum. Hakikaten ne yaptığımızı biliyoruz. Umarım anlatabilmişizdir ama gerçekten bugün Erzincan için tarım alanında yeni bir başlangıç. Bunun için çok mutlu olduğumu bilmenizi isterim. Özgür Bey size çok teşekkür ederim, Erkan Bey çok teşekkür ederim. Değerli belediye başkanımız Bekir Aksun Bey’e çok teşekkür ederim. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çiftçilerimize, birlik başkanımıza hepsine çok teşekkür ediyorum. Allah emeklerimizi zayi etmesin diyor, hepinizi saygıyla sevgiyle muhabbetle selamlıyor, hayırlı olsun diyorum.” Dedi.
Konuşmaların ardından tırlar uğurlandı.
