Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Erzincan’da Kamu-Sen’den Vergi ve Maaş Tepkisi

Erzincan Kamu-Sen İl Temsilciliği, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında

Erzincan Kamu-Sen İl Temsilciliği, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini belirterek basın açıklaması yaptı. 2025 yılı enflasyon verilerinin alım gücündeki düşüşü tescillediğini vurgulayan Gülırmak, “Enflasyon farkı zam değildir; insanca yaşam için ek zam ve refah payı şarttır.” dedi.

Kamu-Sen Erzincan İl Temsilciliği, kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik darboğaza dikkat çekerek hükümete çağrıda bulundu. Maaşların yoksulluk sınırının altında kaldığını ifade eden İl Temsilcisi Gülırmak; vergi dilimlerinin %15’te sabitlenmesi, ilave ek ödemelerin emekli maaşlarına yansıtılması ve 3600 ek gösterge sözünün tutulması gerektiğini ifade etti.

Kamu-Sen Erzincan İl Temsilcisi Ahmet Han Gülırmak tarafından yapılan açıklamada, “ Kamu çalışanlarının ve emeklilerinin alım gücü her geçen gün biraz daha erimekte, geçim şartları sürdürülemez hâle gelmektedir. 2025 yılına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur ve emeklilerin maaş artışlarının, gerçek hayat şartları karşısında ne denli yetersiz kaldığı bir kez daha net biçimde ortaya çıkmıştır.

Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu %30,89 olarak gerçekleşmiştir.  Buna karşın memur maaşlarına yapılan artış yıl içinde %22,5 seviyesinde kalmıştır. Sonuç açıktır: Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir. Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum olmuştur.  Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmış, bu kayıp ancak sonradan verilen enflasyon farkı ile telafi edilmeye çalışılmıştır. Buradan bir kere daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı, zam değildir.  Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyona eşitleyen bir telafi ödemesidir.  Zam ise maaşın alım gücünü artırması beklenen bir düzenlemedir.  Son yıllarda maaş artışlarının sürekli olarak enflasyonun altında kalması, yapılan düzenlemeleri zam olmaktan çıkarmıştır. Bugün gelinen noktada memur maaşları, adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemiyle belirlenmektedir.  Açıklanan rakamlar, maaşların yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaç harcamalarındaki artışlar nedeniyle alım gücü açısından da ciddi biçimde gerilediğini göstermektedir.  Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır. Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez. Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur.

Memurlarımız 2026 yılının ilk maaşını yarın alacaklar.  Bordrolarında 2025 yılına göre oransal olarak enflasyon farkıyla birlikte %18,6; taban aylığa brüt 1000 TL ve unvan bazında tazminat artışı içeren bir maaş zammıyla karşılaşacaklar. Bütün bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı %22,4 artacak ve 47 bin 500 TL’den 58 bin 200 TL’ye yükselecek.  Ortalama memur maaşı ise %22 oranında artacak ve yaklaşık 52 bin 500 TL’den 64 bin 100 TL’ye yükselecek.

 Yani en düşük memura 10 bin 700; ortalama bir memura ise 11 bin 600 TL artış gelecek.  Bu rakamlarla memurlarımızın 6 ay geçinmesi beklenecek.  Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır.  Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalmıştır. Yoksulluk sınırı 100 bin lira civarında, ortalama maaş 64 bin lira.  Bu parayla bir memur ay sonunu nasıl getirecek?

Bu rakamlar içimizi karartıyor, umutlarımızı köreltiyor.  Bir yanda ağırlaşan hayat şartları, diğer yanda hızla eriyen ücretler; kamu çalışanlarını ve emeklileri ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklemektedir.  Emeklilik sistemi 2008 öncesi ve sonrası olarak 2’ye bölünmüş durumda.  Ek ödeme, ilave ek ödeme, fazla mesai, ek ders gibi unsurlar emeklilik hesabına dahil edilmediği için görev aylığı ile emekli aylığının bağı kopmuş durumda.  Özellikle 2023 yılında ödenmeye başlanan ilave ek ödemenin emekli aylığına yansıtılmaması, emeklilik sistemini kökünden sarstı, görev aylığı-emekli maaşı dengesini yerle bir etti.

En düşük memur emeklisi aylığı asgari ücretin bile altına düşmüş durumda.  Kimse emekli olmak istemiyor. Eskiden mezarda emeklilik getiriliyor diye eleştirdiğimiz sistemde, şimdi memurlar gönüllü olarak gücü yettiğince çalışmak zorunda kalıyor.  Bu tablo mutlaka değiştirilmelidir. Bu tablo ancak ve ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılarak, maaşlara refah payı eklenerek tersine çevrilebilir.  Bütçeye baktığımızda gelirlerin neredeyse tamamının vergilerden karşılanacağını görüyoruz.  Bu vergiler de büyük oranda dolaylı vergi olarak belirlenmiş.

Yani sadece düşük maaş politikasıyla değil vergi politikasıyla da çalışanın sırtına binildiği bir dönemdeyiz.  Gelir vergisi dilimlerinin, memur maaş artışlarının gerisinde kalması nedeniyle, ödenen vergi miktarı yapılan zammı aşar hâle gelmiştir. Bu çerçevede, gelir vergisi dilimlerinin ekonomik gerçeklere uygun biçimde yükseltilmesi ve ücretliler açısından gelir vergisi oranının %15 seviyesinde sabitlenmesi gerekmektedir.  Vergi yükünün dar ve sabit gelirlilerin omuzlarına yıkıldığı, enflasyon hedeflerinin tutmadığı bir tabloda, maaşların da bu seviyelerde tutulması kabul edilemez.  Eğer 2026 yılı için memur ve emekliler lehine bir revizyon yapılmazsa, gelir dağılımındaki adaletsizlik daha da derinleşecektir. Bu nedenle maaşlar hedeflenen değil, gerçekleşen rakamlar üzerinden değerlendirilmelidir.  Yaşanan kayıpların telafisi için ek zam yapılmalı, alım gücünü artırmak amacıyla refah payı mutlaka hayata geçirilmelidir. Mevcut sistem, birçok adaletsizliği de içinde barındırıyor.  Sadece maaşlar düşük değil, ücretler kendi içinde de adalet barındırmıyor.  Çalışanlarımız nitelikleri, görev, yetki ve sorumluluklarıyla doğru orantılı bir ücret alamıyor.  Yardımcı hizmetler sınıfı personelinin beklentileri sürekli öteleniyor.  İdareci sınıfındaki personelimizin, akademisyen ve öğretmenlerimizin durumlarının da iyileştirilmesi gerekmektedir.

Özhanlar Mobilya