Fizyoterapist Onurcan Cuda, migren ve kronik baş ağrılarının yalnızca baş bölgesiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek; boyun kaslarındaki gerginlik, duruş bozuklukları, stres, solunum alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın ağrıların ortaya çıkmasında veya şiddetlenmesinde etkili olabileceğini söyledi. Cuda, fizyoterapi uygulamalarının uygun hastalarda ağrının yönetilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Kronik baş ağrıları ve migren, günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzun süre bilgisayar ve telefon kullanımı, masa başında geçirilen saatlerin artması, hareketsizlik, stres ve yanlış duruş alışkanlıkları özellikle boyun ve omuz bölgesinde gerginliğe neden olabiliyor.
Erzincan’da görev yapan Fizyoterapist Onurcan Cuda, baş ağrılarının yalnızca ağrının hissedildiği bölge üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını belirterek, kas ve iskelet sisteminin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“MİGRENİ SADECE BAŞ AĞRISI OLARAK GÖRMEK EKSİK”
Migrenin farklı faktörlerin bir araya geldiği karmaşık bir tablo olduğunu ifade eden Cuda, kişinin kas sistemi, eklem yapısı, sinir sistemi, dolaşımı ve psikolojik durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Cuda, “Migren sadece başın içinde olan bir problem değildir. Bunun arkasında kas sistemi, eklemler, sinir sistemi, dolaşım ve hatta kişinin psikolojik durumu birlikte rol oynar. Biz fizyoterapistler migrene sadece ağrı olarak bakmayız, vücudun tamamını değerlendiririz” dedi.
Özellikle uzun süre masa başında çalışan kişilerde başın öne doğru pozisyonlanması, omuzların düşmesi ve boyun kaslarının uzun süre aynı pozisyonda kalmasının şikâyetleri artırabildiğini kaydeden Cuda, duruş alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.
BOYUNDAKİ GERGİNLİK BAŞA YANSIYABİLİYOR
Boyun kaslarında oluşan gerginliğin bazı baş ağrılarıyla ilişkili olabileceğini ifade eden Cuda, kasların uzun süre kasılı kalmasının bölgede sertlik ve hareket kısıtlılığı oluşturabileceğini söyledi.
Cuda, “Boyun kasları uzun süre kasılı kaldığında bu gerginlik zamanla baş bölgesine yansıyabilir. Kas dokusu sertleşir ve kişinin ağrı şikâyeti artabilir. Fizyoterapide kasları rahatlatmaya ve eklem hareketliliğini desteklemeye yönelik uygulamalardan yararlanıyoruz” diye konuştu.
Manuel terapi, yumuşak doku uygulamaları ve kişiye özel egzersizlerin uygun vakalarda tedavi programına dahil edilebildiğini belirten Cuda, uygulanacak yöntemin kişinin değerlendirilmesinin ardından belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
“SADECE SEANSA GİRMEK YETERLİ DEĞİL”
Tedavi sürecinin yalnızca klinikte gerçekleştirilen uygulamalardan ibaret olmadığının altını çizen Cuda, kişinin günlük yaşam alışkanlıklarının da önemli olduğunu ifade etti.
Cuda, “Sadece gelip seansa girmek yeterli değildir. Kişi gün içerisinde nasıl oturduğunu, boynunu nasıl kullandığını, stres altında kaslarını nasıl sıktığını fark etmeli. Vücut farkındalığı gelişmezse şikâyetler yeniden ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.
Baş ağrısının hangi saatlerde, hangi hareketlerden veya hangi günlük aktivitelerden sonra arttığının takip edilmesinin de değerlendirmeye katkı sağlayabileceğini belirtti.
STRES VE SOLUNUM DA AĞRILARI ETKİLEYEBİLİYOR
Stresin boyun, omuz ve çene kaslarında istemsiz kasılmalara yol açabildiğini belirten Cuda, bu durumun bazı kişilerde baş ağrısı ve migren şikâyetlerini tetikleyebileceğini söyledi.
Solunum alışkanlıklarının da kas gerginliği üzerinde etkili olabileceğini ifade eden Cuda, “Stres anında vücut otomatik olarak kasılır. Özellikle boyun, omuz ve çene kasları gerilir. Yüzeysel ve hızlı nefes alma da bu gerginliği artırabilir. Doğru nefes teknikleri ise kişinin rahatlamasına ve kas gerginliğinin azalmasına yardımcı olabilir” dedi.
DİSK PROBLEMLERİNDE SÜREÇ UZAYABİLİYOR
Bazı baş ağrılarının boyun bölgesindeki disk problemleriyle birlikte görülebileceğine işaret eden Cuda, bu tür durumlarda tedavi ve iyileşme sürecinin sabır gerektirdiğini belirtti.
Cuda, disk dokusunun iyileşmesinin uzun sürebileceğini ifade ederek, bu süreçte düzenli egzersiz, uygun duruş alışkanlıkları ve boyun bölgesinin gereksiz zorlanmalardan korunmasının önem taşıdığını söyledi.
“GÖZ VE ÇENE AĞRISI HER ZAMAN MİGREN OLMAYABİLİR”
Boyun kaynaklı bazı problemlerin ağrıyı başın farklı bölgelerine yansıtabildiğini anlatan Cuda, göz çevresi, çene veya kulak çevresinde hissedilen her ağrının doğrudan migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Cuda, “Bir kişi göz çevresinde, çenede ya da kulakta ağrı hissedebilir ancak bazı durumlarda kaynak boyun bölgesi olabilir. Bu nedenle ağrının nereden kaynaklandığının doğru şekilde değerlendirilmesi önemlidir” dedi.
Baş ağrısının karakterinde ani değişiklik, alışılmışın dışında şiddetli ağrı veya eşlik eden farklı belirtiler bulunması halinde kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini belirten Cuda, baş ağrısında doğru değerlendirmenin uygun tedavi yönteminin belirlenmesinde büyük önem taşıdığını ifade etti.
