On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in gelişi münasebetiyle bir açıklama yapan Erzincan İl Müftü Yardımcısı Medet Şahin, bu mübarek zaman diliminin İslam dünyası ve insanlık için taşıdığı manevi değeri vurguladı. Şahin, Ramazan’ın sadece bir ibadet ayı değil, aynı zamanda Kur’an ile buluşma, nefis terbiyesi ve toplumsal dayanışma ayı olduğunu belirtti.
Erzincan İl Müftü Yardımcısı Medet Şahin yaptığı açıklamada, “Ramazan ayı, İslâm’ın beş temel esasından biri olan orucun farz kılındığı, rahmet ve mağfiret ikliminin en yoğun yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir. Yüce Allah bu ay hakkında şöyle buyurur:
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu ve yanlışı ayırt edici olarak Kur’an’ın indirildiği aydır…” (Bakara, 2/185) Bu ayı diğer zamanlardan ayıran en temel özellik, Kur’ân-ı Kerîm’in bu ayda indirilmeye başlanmış olmasıdır. Nitekim Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in indirilişini Kadir Gecesi ile ilişkilendirir: “Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik.” (Kadir, 97/1) Bu yönüyle Ramazan, vahyin hatırlandığı, insanın ilâhî kelâm ile yeniden buluştuğu bir diriliş mevsimidir. Oruç ve Takvâ Eğitimi;Ramazan’ın en belirgin ibadeti oruçtur. Oruç, sadece aç ve susuz kalmak değildir; nefsi terbiye, iradeyi güçlendirme ve takvâ bilincini inşa etme sürecidir. Yüce Allah orucun hikmetini şu şekilde beyan eder:“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvâya erersiniz.” (Bakara, 2/183)
Takvâ, Allah’a karşı bilinçli bir sorumluluk hâlidir. Oruç, insanın iç dünyasında bir murakabe şuuru oluşturur. Kimsenin görmediği bir anda dahi yememek ve içmemek, kulun Rabbine olan sadakatini gösterir. Bu yönüyle oruç, ihlâsın en güçlü eğitimidir. Rahmet ve Mağfiret Ayı; Sevgili Peygamberimiz Muhammed (s.a.s.) Ramazan hakkında şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Müslim) Bu hadis, Ramazan’ın bağışlanma kapılarının sonuna kadar açıldığı bir ay olduğunu göstermektedir. Nefis muhasebesi, tevbe ve istiğfar bu ayda ayrı bir değer kazanır. Kur’an Ayı; Ramazan, Kur’an ile yeniden diriliş ayıdır. Sahâbe-i kirâm bu ayda Kur’an tilavetini artırır, hatimler yapar, gecelerini kıyamla ihya ederlerdi. Çünkü Ramazan, kalplerin ilâhî kelâm ile yıkandığı bir arınma sürecidir. Teravih namazları, mukabele geleneği ve sahur-vakit bilinci; hepsi Ramazan’ın Kur’an merkezli bir hayat eğitimi sunduğunu gösterir.
Sosyal Dayanışma ve İnfak; Ramazan, bireysel arınmanın yanında toplumsal merhametin de zirveye ulaştığı bir aydır. Fitre ve zekât ibadeti bu ayda daha bilinçli şekilde yerine getirilir. Açlığın hissedilmesi, yoksulun hâlini anlamaya vesile olur. Peygamber Efendimiz’in bu ayda daha cömert olduğu rivayet edilir. Ramazan, paylaşmanın, infakın ve kardeşliğin güçlendiği bir rahmet atmosferidir. Sabır ve Nefis Terbiyesi; Oruç sabrın pratiğidir. Gün boyu açlık ve susuzluğa katlanmak, dilini kötü sözden, gözünü haramdan, kalbini kin ve hasetten korumak; gerçek orucun ruhunu oluşturur. Ramazan bu yönüyle insanı bütüncül bir ahlâk eğitiminden geçirir.” Dedi.
