Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Fikret Gülaçtı’dan Engelliler Haftası’nda Kapsamlı Analiz: “Engeli Aşmak Hak Ve Adalet Meselesidir”

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı ve PDR Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla kaleme aldığı akademik ve toplumsal yazısında, özel eğitim ve engellilik konusunu tarihsel, küresel ve yerel boyutlarıyla mercek altına aldı. “Engeli Aşmak: Özel Eğitim, Engellilik ve İnsan Onuru Üzerine Tarihsel, Küresel ve Yerel Bir Perspektif” başlığını taşıyan çalışmasında Gülaçtı, uyuşturucuyla mücadeleden eğitime kadar toplumsal farkındalığın önemine değindi ve engelliliğin bir trajedi değil, bir farklılık olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.

EBYÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla kaleme aldığı çalışmasında, özel eğitim ve engellilik konusunu masaya yatırdı. Dünya nüfusunun yüzde 16’sının engellilikle yaşadığına dikkat çeken Gülaçtı, kalıcı bir toplumsal dönüşümün merhamet diliyle değil, ancak hak ve adalet bilinciyle inşa edilebileceğini vurguladı.

Dünya Nüfusunun Yüzde 16’sı Engellilikle Yaşıyor

Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, 2026 yılında olunmasına rağmen dünya genelinde engelli bireylerin hâlâ “Burada sana bir yer var mı?” sorusuyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Fiziksel mekânlardan eğitim sistemlerine ve iş piyasasına kadar çok katmanlı bir sorun alanı ile karşı karşıya olunduğunu ifade eden Gülaçtı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık %16’sını oluşturan 1,3 milyardan fazla insanın bir tür engellilikle yaşadığını belirtti. Gülaçtı, Türkiye’de ise bu oranın TÜİK ve MEB verileri doğrultusunda %12-13 düzeyinde seyrettiğini ve bunun yaklaşık 9-10 milyon vatandaşa karşılık geldiğini aktardı.

Antik Çağ’ın Karanlığından İslam Medeniyetinin Onurlu Yaklaşımına

Engelliliğin tarihsel yolculuğunu özetleyen Prof. Dr. Gülaçtı, Antik Sparta’da kusurlu doğan bebeklerin uçurumlardan atıldığı, Roma ve Ortaçağ Avrupası’nda engellilerin hurafelerin kurbanı ya da dışlanma nesnesi olduğu karanlık dönemleri hatırlattı.

Buna karşın İslam medeniyetinin geliştirdiği paradigmanın insanlık tarihi için köklü bir kırılma noktası olduğunu belirten Gülaçtı, Kur’an-ı Kerim’deki Abese Suresi’nin nüzul sebebi üzerinden Hz. Peygamber’in (s.a.v.) görme engelli Abdullah ibn Ümmü Mektum’a yönelik ilahi uyarıya muhatap olmasının İslam ahlak mirasında eşsiz bir yere sahip olduğunu vurguladı. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) görme engelli olmasına rağmen İbn Ümmü Mektum’u Medine’ye iki kez vekil bırakmasını, bacağı kötürüm olan Amr ibn Cemuh’un Uhud Savaşı’na katılmasına izin vermesini örnek gösteren Gülaçtı, İslam medeniyetindeki “Bîmâristan” geleneğinin, müzik ve su terapileriyle döneminin çok ötesinde insani bir yaklaşım sergilediğini ifade etti.

Yakın Tarihin Ağır Yüzleşmesi ve Türkiye’deki Gelişmeler

yüzyılda kurumsal özel eğitimin temelleri atılmış ve Louis Braille 1824’te devrimci alfabesini geliştirmiş olsa da, 19. ve 20. yüzyıllarda yükselen öjeni akımının büyük trajedilere yol açtığını belirten Prof. Dr. Gülaçtı, Nazi Almanyası’nın “Aktion T4” programı kapsamında 200 binden fazla engelli bireyi sistematik olarak katlettiğini anımsattı.

Türkiye’deki özel eğitim tarihine de değinen Gülaçtı; Osmanlı dönemindeki darüşşifaların ardından Cumhuriyet dönemiyle birlikte 1889’daki Sağır ve Dilsizler Okulu ve 1921’deki Körler Okulu ile başlayan sürecin, 1983’teki 2916 Sayılı Kanun, 1997’deki 573 Sayılı KHK ve 2006’daki 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun ile kurumsal ve yasal bir omurgaya kavuştuğunu kronolojik olarak aktardı.

Modellerin Evrimi: Tıbbi Yaklaşımdan Biyo-Psiko-Sosyal Modele

Prof. Dr. Gülaçtı, engellilik politikalarını şekillendiren üç temel modeli analiz etti. Engeli bireyin bir “bozukluğu” olarak gören ve sistemi değil bireyi değiştirmeyi hedefleyen Tıbbi Model ile engeli toplumun yarattığı bariyerlerde arayan Sosyal Model’in ardından günümüzde, bireyin işlevselliğini biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin etkileşimiyle açıklayan Biyo-Psiko-Sosyal Modelin (ICF) modern özel eğitim politikalarının bilimsel referansı haline geldiğini belirtti.

Türkiye’nin Sınavı: Kâğıt Üzerinde Güçlü, Sahada Kırılgan

2026 yılı itibarıyla Türkiye’nin tablosunu değerlendiren EBYÜ Öğretim Üyesi Gülaçtı, yasal altyapının ve MEB mevzuatının oldukça gelişmiş olduğunu, kaynaştırma ve bütünleştirme yoluyla eğitim alan öğrenci sayısının 400 bini aştığını ifade etti. Ancak saha uygulamalarında kırılganlıkların devam ettiğini belirten Gülaçtı; Erzincan gibi kırsal ağırlıklı illerde uzman kadro kısıtlılığı, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin (RAM) araç-gereç ihtiyaçları ve köy okullarındaki destek hizmetlerinin tam anlamıyla hayata geçirilememesi gibi yapısal sorunlara dikkat çekti.

Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı’nın (BEP) teknik bir imza sürecinden çıkarılarak; aile katılımı, ölçülebilir hedefler, haftalık koordinasyon ve 8. sınıftan itibaren başlayan geçiş planlamalarıyla işlevsel kılınması gerektiğini savundu. Gülaçtı; Elif, Murat, Ahmet ve Zeynep karakterleri üzerinden kurguladığı senaryolarla, doğru destek mekanizmaları sunulduğunda kapsayıcılığın nasıl başarıya ulaşacağını, aksi durumda ise taşımalı eğitim ve erişilebilirlik sorunlarının nasıl görünmez engellere dönüştüğünü somutlaştırdı.

İlham Veren İsimler ve Eğitime Yeni Yaklaşımlar

Yazısında Türkan Şoray, Nurettin Sefa Gürbüz, İbrahim Kutluay, Mete Gazoz, Suna Keskin, Yahya Çetinkaya, Nurettin Ercan ve “Buğday Tanesi” filmiyle tanınan Milletvekili Serkan Bayram gibi Türkiye’nin gururu olan isimlere yer veren Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, bu başarıların engellere rağmen değil, doğru destek ve toplumsal kabul ortamı sayesinde gerçekleştiğinin altını çizdi.

Sınıf içi pratiklerin değişmesi gerektiğine değinen Gülaçtı, bilginin video, ses ve görsel gibi çoklu araçlarla sunulmasını ve öğrencilerin kendilerini farklı yollarla ifade etmesini öngören Evrensel Tasarımla Öğrenme (UDL) çerçevesi ile ceza odaklı sistemi reddeden Olumlu Davranış Desteği (PBIS) yaklaşımlarının Türk eğitim sistemine entegre edilmesini önerdi.

Tüm Paydaşlara Somut Çağrı

Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, yazısının son bölümünde engellerin aşılması adına tüm toplumsal katmanlara yönelik somut tavsiyeler listesi sundu: Aileler İçin: Tanıyla sınırlanmamaları, BEP süreçlerine aktif katılmaları ve çocuklarına erken yaştan itibaren öz-savunuculuğu öğretmeleri; Öğretmenler İçin: “Kaynaştırma öğrencisi benim işim değil” algısını yıkarak, güçlendirici UDL ilkelerini sınıflarında uygulamaları; Okul Yöneticileri İçin: Rampa, asansör ve destek eğitim odası gibi imkânları bir lütuf değil, yasal bir zorunluluk olarak görmeleri; Sivil Toplum Kuruluşları İçin: Merhamet dili yerine hak temelli bir söylem geliştirerek yerel veriler üretmeleri; Siyasi Yapılar ve Yerel Yönetimler İçin: 0-6 yaş erken çocukluk müdahale programlarına bütçe ayırmaları ve “Bizimle ilgili, bizsiz karar almayın” ilkesi gereği engelli bireyleri politika geliştirme süreçlerine dâhil etmeleri çağrısında bulundu.

Gülaçtı, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Güçsüze merhamet etmeyen, güçlüden merhamet göremez” hadisini hatırlatarak, merhametin bir başlangıç noktası olabileceğini ancak kalıcı toplumsal dönüşümün ve engelsiz bir vizyonun yalnızca hak ve adalet bilinciyle inşa edilebileceğini belirterek sözlerini tamamladı.

Elazığ Çelik Ahşap