Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Fikret Gülaçtı: “Bir Daha Yazılmaması İçin Okunan Marş”

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr.

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, İstiklâl Marşı’nın 105. yıl dönümünde yaptığı açıklamada; marşın sadece bir edebi eser değil, bir milletin iman ve varoluş manifestosu olduğunu vurgulayarak “İstiklâl Marşı, millet ile tarih arasında yapılmış bir sözleşmedir.” dedi.

İstiklâl Marşı’nı Türk-İslam mefkûresinin bir yansıması olarak nitelendiren Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, modern çağın kültürel ve toplumsal tehditlerine dikkat çekerek; milli marşın bir tören metni değil, bir toplumsal bilinç metni olarak okunması gerektiğini ifade etti.

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik  ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı yaptığı açıklamada, “12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklâl Marşı, yalnızca bir millî marş değildir.  O, bir milletin ölüm kalım mücadelesi verdiği günlerde kalbinden kopan bir iman, direniş ve varoluş manifestosudur.  Bu metni yalnızca edebî bir eser olarak görmek eksik olur; çünkü İstiklâl Marşı milletin ruhunu, inancını ve tarihsel hafızasını içinde taşıyan bir medeniyet metnidir. Şairi Mehmet Akif Ersoy, bu marşı bir şair gibi değil adeta bir milletin vicdanı olarak kaleme almıştır.  Onun ifadesiyle:“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.” Bu cümle, marşın yazıldığı şartların ne kadar ağır olduğunu tek başına anlatmaya yeter.

Yazılmayı Zorlayan Şartlar; İstiklâl Marşı’nın ortaya çıktığı dönem, Osmanlı Devleti’nin fiilen çöktüğü ve Anadolu’nun işgal edildiği yıllardır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından ülke büyük ölçüde parçalanmıştı.  Anadolu’nun farklı bölgeleri işgal altındaydı.  Halk yoksulluk, göç ve açlıkla mücadele ediyordu.  Ordu dağılmış, devlet otoritesi büyük ölçüde çökmüştü.

Bu şartlarda Ankara’da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnızca askeri değil manevi bir dirilişe de ihtiyaç duyuyordu.  Çünkü savaş yalnızca cephede kazanılmaz; milletin ruhu ayağa kalkmadan zafer mümkün değildir. Bu nedenle bir millî marş yazılması için yarışma açıldı. Ancak gönderilen şiirler milletin ruhunu tam olarak yansıtmıyordu. 

Bunun üzerine Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver Mehmet Akif’e başvurdu. Akif ödül olduğu için yarışmaya katılmak istememişti. Ancak milletin içinde bulunduğu durum anlatılınca sorumluluğu kabul etti.  Taceddin Dergâhı’nda kaleme aldığı şiir 12 Mart 1921’de mecliste büyük bir coşku ile kabul edildi. Türk–İslam Mefkûresi ve İstiklâl Marşı İstiklâl Marşı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri Türk milletinin tarihsel kimliği ile İslam medeniyetinin değerlerini birlikte taşımasıdır.

Marşın birçok dizesinde bu ruh açıkça görülür: “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.” 

Bu ifade yalnızca bir özgürlük talebi değil, aynı zamanda inançla temellenmiş ahlaki bir duruştur.  Mehmet Akif’e göre Türk milleti tarih boyunca istiklâlini imanla koruyan, zulme karşı direnen ve mazlumun yanında duran bir millettir. Bu nedenle İstiklâl Marşı yalnızca bir savaşın değil bir medeniyet anlayışının şiiridir. Dün ve Bugün: Aynı Ruh Devam Ediyor mu? Bugün Türkiye işgal altında değildir. Ancak milletlerin varlığını tehdit eden unsurlar yalnızca askeri değildir.  Modern çağın meydan okumaları farklıdır: kültürel çözülme, kimlik kaybı, toplumsal ayrışma değer erozyonu aşırı bireyselleşme

Bir toplum ortak değerlerini kaybederse fiziksel işgal olmadan da zayıflayabilir. Bu nedenle İstiklâl Marşı’nı yalnızca törenlerde okunan bir metin olarak değil bir bilinç metni olarak okumak gerekir. Bir Daha Yazılmaması İçin Mehmet Akif’in duası aynı zamanda bir uyarıdır.  Bir milletin yeniden böyle bir marş yazmak zorunda kalmaması için: Tarih bilincini kaybetmemek, Ortak değerleri küçümsememek, Toplumsal birlik ve dayanışmayı korumak, Bağımsızlık fikrini hafife almamak, Ahlaki temelleri zayıflatmamak gerekir. Sonuç İstiklâl Marşı aslında millet ile tarih arasında yapılmış bir sözleşmedir. O bize şunu hatırlatır:  Bir millet ancak inancını, onurunu ve bağımsızlık iradesini koruduğu sürece var olabilir. Bu nedenle 12 Mart yalnızca bir marşın kabul günü değil, bir milletin yeniden ayağa kalktığı günlerden biridir. Yine Mehmet Akif’in duasıyla bitirmek gerekir: “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.” Dedi.

Özhanlar Mobilya