8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tarihçesi 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkmış işçi hakları ve kadınların siyasi temsil arayışlarına dayanıyor.
Günümüz koşullarında kadınlarımız gerek iş hayatında gerekse toplumsal hayatta hak ettiği yerde bulunmuyor. Kapitalizmin hüküm sürdüğü günümüzde ürünlerin pazarlamasında genelde kadının estetiği ön planda tutularak reklam aracı olarak kullanılıyor. Kadınlar, fikrine, başarısına ve ürettiği değere göre hak ettiği yerde değildir. Hala şekline ve fikrine göre ötekileştiriliyor.
Kadınların seçme seçilme hakkı, gerek siyasette gerekse sivil toplum kuruluşlarında hala geri planda bulunuyor. Fırsat eşitliği açısından, ülkemizde daha düne kadar kılık kıyafetinden dolayı eğitim hakkından mahrum edilen milyonlarca kız çocuğu bulunuyordu. Ancak, son zamanlarda ülkemizde atılan adımlar umut verici olarak değerlendiriliyor.
Sağlık alanında da kadınlara gerek iş hayatında gerekse hizmet alımı noktasında gerekli hassasiyet gösterilmiyor. En azından saygı gösterip zaman zaman öncelik tanınmalı. İş hayatında mevcutta bulunan koşulların kadınlar için iyileştirilmesi ve sosyal haklarını kullanırken mağduriyet yaşamadığı zeminlerin bu minvalde hazırlanması gerekiyor.
Unutulmaması gereken şey insanlar mutlu olduğu zaman başarı beraberinde gelir Bu kapsamda saygı göstermek ve şartlarını en üst düzeyde iyileştirmek faydalı olacaktır.
Dayanışma ve toplumsal uzlaşı, birlikte yaşamın temelini oluşturuyor. İş hayatında kadınların başarılarını takdir etmek ve kutlamak bir erdemlilik olarak görülmelidir. Cinsiyetinden, kılık kıyafetinden dolayı ötekileştirilmemeli. Aynı fikre sahip olmasak da aynı ortamı paylaşabilmeliyiz. Unutmamak gerekiyor ki başarı bir ekip işidir. Herkese eşit mesafede yaklaşıp başarıyı alkışlamak gerekiyor.
Emperyalizmin temel amacı, insanlara yalnızca kendi konforlarını ve ailelerini düşünmelerini sağlayan, diğer insanları ise köle olarak gören bir anlayışı yaymaktır.
Epstein belgeleri, bazı çevrelerin gerçek yüzünü ortaya çıkararak küçük kız çocuklarının kendi emelleri uğruna nasıl istismar edildiğini gözler önüne serdi.
Filistin’de, Doğu Türkistan’da ve İran’da yüzlerce kız çocuğunu ve kadını nasılda toprağa gömdüklerini şahit oluyoruz. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir insanlıktan, cennet annelerin ayağı altında diyerek değer veren bir inanç sistemi asıl kadına hak ettiği değeri vermektedir.
İslam Dini, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını hiçbir nizam ve sistemin veremediği müstesna bir makama sahip kılmıştır.
Yüce Allah Kur’an-i Kerim’de şöyle buyuruyor:
“(Erkeklerin kadınlar) üzerindeki hakları olduğu gibi kadınların da erkeklerin ma’ruf şekilde lehlerine de hakları vardır. Erkeklerin ise kadınların üzerine bir dereceleri vardır…” (Bakara Suresi / 228. Ayet)
Peygamber (sav) Efendimiz de bu konuda şöyle buyuruyor:
“Cennet annelerin ayakları altındadır” (Nesai. Cihad, 6: Ahmed. b. Hanbel,III, 429. el- Acluni, Keşfu’l-Hafa, l, 335. H.1078.)
“Dikkat ediniz! Sizin, hanımlarınızın üzerinde hakkınız vardır. Sizin hanımlarınızın üzerindeki hakkınız, namuslarını muhafaza etmeleri ve hoşlanmadığınız kimselerin evinize girmesine izin vermemeleridir. Dikkat ediniz! Hanımlarınızın sizin üzerinizdeki hakkı ise onların giyim ve gıda ihtiyaçlarını güzelce karşılamanızdır.” (Tirmizi, Rda,11 ; İbn Mace, Sünen, 1,594. (H.1851).
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tüm kadınlarımız için yeni bir başlangıç ve eşit yaşanılır bir dünya olması temennisiyle kutluyorum.

YORUMLAR