Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Erzincan’lı Şehidin Adı Nepal’de Susuz Dudaklara Can Oluyor

Erzincan Piri Sami Hafız İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri, harçlıklarından feragat

Erzincan Piri Sami Hafız İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri, harçlıklarından feragat ederek Nepal’de 3. su kuyusunu açtı. Su kuyusuna, 1998 yılında vatan müdafaasında şehit düşen Köy Korucusu Ali Aşçı’nın ismi verildi.

“ŞÜHEDANIN İZİNDE” ERZİNCAN’DAN NEPAL’E VEFA KÖPRÜSÜ

Erzincan Piri Sami Hafız İmam Hatip Ortaokulu, milli ve manevi değerleri yaşatmak adına başlattığı “Şühedanın İzinde” projesi kapsamında büyük bir başarıya imza attı. Hayrat İnsani Yardım Derneği iş birliğiyle yürütülen çalışma sonucunda, Okul Müdürü Osman Çiçek’in büyük gayreti, okulun öğretmen, öğrenci ve velilerinin büyük fedakârlıklarıyla toplanan yardımlar, Nepal’de susuzlukla mücadele eden bir coğrafyada can suyu oldu.

DOĞUM GÜNÜNDE GELEN ŞEHADET MERTEBESİ

 Proje kapsamında açılan 3. su kuyusuna, 2 Ağustos 1998 tarihinde, tam 48. yaş gününde vatan savunması sırasında şehit düşen kahraman Köy Korucusu Ali Aşçı’nın adı verildi. 1998 yılının o zifiri karanlık Ağustos gecesinde, Kemah Yücebelen (Üskübürt) yaylasındaki Karaburun Tepe bölgesinde keşif ve gözetleme görevi icra ederken hain bir terörist grubun saldırısına uğrayan Ali Aşçı ve iki silah arkadaşı, omuz omuza çarpışarak şehadete yürümüşlerdi.

TÖREN DUYGU DOLU ANLARA SAHNE OLDU

Su kuyusunun açılışı vesilesiyle okulun konferans salonunda düzenlenen törene; Hayrat İnsani Yardım Derneği Erzincan Başkanı Murat Aras, Hayrat Vakfı Temsilcisi Ahmet Furkan Tokatlıoğlu, okul idarecileri, öğretmenler, hafız öğrenciler ve Şehit Ali Aşçı’nın ailesi katıldı. Şehidin eşi Fatma Aşçı, kızı Hüsna Başgöze ve torunu Melek Göverçin’in de hazır bulunduğu törende, şehitlerin hatırasının kıtalar ötesinde yaşatılmasının gururu paylaşıldı.

“ŞEHİTLİK, PEYGAMBERLİKTEN SONRAKİ EN YÜCE MAKAMDIR”

Törenin açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Osman Çiçek, değerler eğitiminin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

Şehitlik; vatan, bayrak ve mukaddes değerler uğruna canını feda edenlerin ulaştığı en yüksek manevi mertebedir. İnancımıza göre peygamberlikten sonraki en yüce makam olarak kabul edilen şehadet; bir son değil, ölümsüzlüğe açılan bir kapı ve Allah katında sunulan en büyük ikramdır. Şehitlerimiz, bu vatanın birliğini ve milletimizin bekasını canları pahasına koruyarak aslında kalplerimizde ölümsüzleşmişlerdir.

“5. KUYU İÇİN NİYET EDİYORUZ”

Bizler bugün burada sadece bir su kuyusu açılışı için toplanmadık. Bizler, ‘Asırlardır bizlere yurt olan mübarek vatan topraklarımızın müdafaası uğrunda şehadete eren aziz şehitlerimizin hatıraları, sınırlarımızın ötesinde, mazlum coğrafyalarda da yaşamaya devam etsin’ diyerek yola çıktık. Daha önce görev yaptığım okul da dahil olmak üzere toplamda 4 su kuyusu açmıştık; bugün burada 5. kuyu için niyet ediyoruz ve şu an bir tanesi de inşaat halinde. İnşallah bu dönem yeni bir tane daha açmayı planlıyoruz.

“ELİMİZDEN GELEN BUDUR DİYEREK BU YOLA REVAN OLDUK”

Bu projelerde sizlerin, öğrencilerimizin ve velilerimizin fedakarlığını her zaman gördük. Elbette bizim yaptığımız bu çalışmalar, onların gösterdiği kahramanlıkların yanında hiçbir şeydir. Fakat biz dedik ki; ‘Sizi unutmadık, unutmayacağız.’ Elimizden gelen budur diyerek bu yola revan olduk. Birazdan videolarda da göreceksiniz; o coğrafyadaki çocukların yüzündeki keyfi, neşeyi ve mutluluğu… Onlar o sudan içip yaşadıkça, bizim şehitlerimizin de adı ve ruhu oralarda yaşamaya devam edecek. Biz buna inanıyoruz.

Bugün, Çanakkale ruhunu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin boynunun borcudur. Başta Çanakkale şehitlerimiz olmak üzere, bu ay-yıldızlı bayrak için toprağa düşen tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyorum. Onların bize miras bıraktığı bu vatanı en iyi şekilde korumak ve yaşatmak için her zamankinden daha çok çalışmalıyız.

“BERABER HAREKET ETTİĞİMİZ SÜRECE HİÇBİR GÜÇ KARŞIMIZDA DURAMAZ”

Sevgili öğrenciler; şehitlerimizin verdiği bu asil mücadele, milletimizin birlik ve beraberlik içinde olduğunda ne kadar aşılmaz bir güç olduğunun en somut kanıtıdır. Bu ruh bize göstermiştir ki, beraber hareket ettiğimiz sürece hiçbir güç karşımızda duramaz. Bugün burada Çanakkale ruhunu tazeleyerek, birlik ve beraberliğimizi her zaman canlı tutmalıyız. Bu kuyunun açılmasına vesile olan Hayrat İnsani Yardım Derneği’ne, harçlıklarından feragat eden evlatlarımıza ve bizleri yalnız bırakmayan şehidimizin ailesine şükranlarımı sunuyorum.”

“ANNELER SU İÇİN KİLOMETRELERCE YÜRÜMEYECEK”

Hayrat İnsani Yardım Derneği Başkanı Murat Aras ise su kuyusunun bölge halkı için hayati önemine değindi. Aras, “Mutfaklarımızda suyumuz akıyor ama Nepal’de anneler çocuklarına su götürebilmek için 3-5 kilometre yol yürüyor. Sizlerin bu fedakarlığı, oradaki kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracak. Bir asker abiniz olarak söylüyorum; terörle mücadelede bu topraklar için can verenlerin ruhu, bu iyiliklerle şad olacaktır,” dedi.

ŞEHİDİN TORUNU: “BU RABBİMİN ŞEHİDİNE BİR İKRAMIDIR”

Şehidin torunu Melek Göverçin, törende yaptığı konuşmayla salonu gözyaşlarına boğdu. Göverçin, şehit dedesinin isminin, kendi oğlunun (şehidin torun çocuğu) hafızlık eğitimi aldığı okulda böylesine anlamlı bir projeyle anılmasından duyduğu gururu ifade ederek; “Yıllar sonra dedemin isminin böyle güzel bir hayırla anılması, Rabbimin şehidine verdiği bir kıymettir. Emeği geçen her öğrenciden, her öğretmenden Allah razı olsun,” şeklinde konuştu.


ŞEHİT ALİ AŞÇI KİMDİR?

1950 yılında Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Yücebelen (Üskübürt) köyünde dünyaya gelen Ali Aşçı, köklü ve manevi değerlerine bağlı bir ailenin ferdiydi. Babası Mehmet Efendi, köyde hem hayvancılıkla uğraşan hem de çevresinde ilmi derinliğiyle tanınan bir isimdi. Babasının, ömrünün son demlerinde çevre köyleri gezerek çocuklara Kur’an-ı Kerim öğretmesi, Ali Aşçı’nın yetiştiği iklimin ne denli maneviyat yüklü olduğunu göstermektedir. Annesi Fatma Hanım ise eşini genç yaşta kaybetmesine rağmen, ömrünü evlatlarına adamış vakur bir Anadolu kadınıydı.

MÜCADELE AZMİ VE SORUMLULUK BİLİNCİ

 Ali Aşçı, hayatı boyunca helal rızık peşinde koşan, gündüzleri tarlasında, bağında bahçesinde çalışan; geceleri ise vatan nöbeti tutan bir “modern zaman dervişi” gibidir. Üç kardeşin ortancası olan Ali Aşçı, evli ve üç çocuk babasıydı. Ailesinin geçimini sağlamak için çobanlık ve çiftçilik yaparken, bölgesindeki terör baskısına sessiz kalmayarak elini taşın altına koymuştur.

GÖNÜLLÜ KÖY KORUCULUĞU DÖNEMİ

90’lı yılların zorlu şartlarında, köylerine yönelik terör tehdidi arttığında Ali Aşçı ve beraberindeki iki arkadaşı, hiçbir zorunlulukları olmamasına rağmen gönüllü olarak köy korucusu olmaya karar verdiler. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) “Allah rızası için gece nöbet tutan gözü cehennem ateşi yakmaz” müjdesine mazhar olmak gayesiyle, gündüz kazmasını küreğini, gece ise silahını kuşanarak vatan nöbetine durmuştur.

ŞEHADETE YÜRÜYÜŞ VE DOĞUM GÜNÜNDE GELEN MERTEBE

Ali Aşçı, takvimler 2 Ağustos 1998’i gösterdiğinde henüz 48 yaşına yeni ayak basmıştı. Kaderin en ince tecellilerinden biri olarak, hayata gözlerini açtığı gün olan doğum gününde, bu kez ebedi bir hayata, en yüksek manevi rütbe olan şehadet mertebesine kavuştu. O gece, yer ve gök sanki acı bir haberin sükûtu içindeydi; yıldızlar, vatanın bu sadık evladını selamlamak için dizilmiş gibiydi.

OLAYIN GELİŞİMİ VE HAİN SALDIRI

1998 yılının o zifiri karanlık Ağustos gecesinde Ali Aşçı, iki yiğit silah arkadaşıyla birlikte keşif ve gözetleme görevi icra etmek üzere Yücebelen yaylasındaki Karaburun Tepe bölgesine intikal etmişti. Gündüzleri alın teriyle toprağını işleyen bu vatan sevdalıları, geceleri ise köylerini ve namuslarını terör tehdidinden korumak için teyakkuzdaydı. Bölgeyi hain bir sızmadan korumak amacıyla büyük bir dikkatle nöbet tuttukları sırada, pusuda bekleyen PKK’lı  bir terörist grubun saldırısına uğradılar. Çıkan şiddetli çatışmada Ali Aşçı ve yanındaki iki silah arkadaşı, omuz omuza çarpışarak birlikte şehadete yürüdüler.

MİRASI VE UNUTULMAYAN HATIRASI

Şehit Ali Aşçı’nın şahadetiyle geride gözü yaşlı bir anne, bir eş ve üç yetim evlat kalmış olsa da, o ailesine dünyanın en büyük ve en şerefli mirası olan “şehitlik gururunu” bıraktı. O, sadece bir köy korucusu değil; vatanı, bayrağı ve mukaddes değerleri için gündüz çalışan, gece nöbet tutan ve bu uğurda canını feda eden fedakar Türk köylüsünün sembol isimlerinden biri haline geldi. Aradan geçen yıllar, onun hatırasını eskitmek bir yana, adını daha da yüceltti.

NESİLLER ARASI VEFA VE DÜNYA ÇAPINDA YAŞAYAN İSİM

Bugün bu manevi miras, nesiller arası güçlü bir bağla yaşamaya devam ediyor. Şehidin torununun oğlu olan Hafız Cihan Göverçin’in, Erzincan Piri Sami Hafız İmam Hatip Ortaokulu’nda hafızlık eğitimi alarak dedesinin manevi yolunu sürdürmesi, bu asil köprünün en güzel halkasını oluşturuyor. Üstelik bu vefa sadece Erzincan sınırlarında kalmayıp, Nepal gibi kilometrelerce uzaklıktaki mazlum coğrafyalarda susuz dudaklara can olan bir su kuyusuyla dünyaya yayılıyor. Ali Aşçı’nın aziz ruhu şad, mekanı cennetin en yüce makamları olsun.

Elazığ Çelik Ahşap