Erzincan İl Müftülüğü ADRB tarafından 100. Yıl Atatürk Huzurevi sakinlerine yönelik her perşembe düzenlenen manevi rehberlik programlarında bu hafta “İnsanın Yaratılış Gayesi ve Kulluk Bilinci” konusu işlendi.
Erzincan İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu (ADRB) tarafından 100. Yıl Atatürk Huzurevi ve YBRM’de kalan yaşlılara yönelik hafta içi her perşembe günü dini programlar düzenleniyor. Bu haftaki programın konusu ise “İnsanın Yaratılış Gayesi ve Kulluk Bilinci” oldu. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, İl Müftülüğü Başvaizi Aydın Öçalan’ın konuşmasıyla devam etti.
Öçalan konuşmasında, “Erzincan İl Müftülüğü olarak her hafta perşembe günü huzurevinde kalan yaşlılarımızı ziyaret ederek yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışıyoruz. Hazırlanan program kapsamında çeşitli dini konulara temas ederek onların gönüllerine dokunuyoruz. Bugün de yaşlılarımızla bir araya geldik. Bu tür programlar yaşlılarımızın sosyal ve manevi yaşama katılımlarını desteklemesinin yanı sıra birlik, beraberlik ve dayanışma duygularının güçlenmesine katkı sunmaktadır. Bu bağlamda 100. Yıl Atatürk Huzurevi ve YBRM sakinleriyle birlikte ‘İnsanın Yaratılış Gayesi ve Kulluk Bilinci’ konulu dini program düzenlendi.” dedi.
Programın en büyük bölümünü öğretici dini konulardan oluşan sohbetin kapladığını ifade eden Öçalan, “Bugünkü programın konusu ise ‘İnsanın Yaratılış Gayesi ve Kulluk Bilinci’ oldu. İnsanoğlu kendini tanımaya başladığından beri ‘Ben neyim?’, ‘Nereden geldim?’, ‘Niçin varım?’, ‘Nereye gideceğim?’ sorularına cevap bulmaya çalışmıştır. Beşer aklı, bu çetin ve devasa sorular karşısında hep bocalayıp durmuş; felsefe ise bu konuda yüzyıllar boyu birbirini nakzeden izahlarıyla hep aciz kalmıştır. Evet, insanın mutlaka bir yaratılış gayesi, bir varlık sebebi olmalıdır. Yaratılış gayemizi net bir şekilde belirten ayette Yüce Allah şöyle buyuruyor: ‘Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’ Müfessirlerce ayetteki kulluk; Allah’ı birlemek, O’nu tanımak, O’nun emir ve yasaklarını bilip gereğini yerine getirmek olarak anlaşılmıştır. Kişi Rabbini doğru bir şekilde tanıdıkça O’na kulluk ve ibadete devam ederek bu konuda O’na yaklaşmaktadır. Nitekim Peygamberimiz, ‘Ben sizin Allah’ı en iyi tanıyanınız, O’ndan en çok korkanınız ve en çok sakınanınızım’ buyurarak buna dikkat çeker. Demek ki kulluk, bizim dünyaya geliş gayemiz ve hayatımıza değer katıp onu anlamlandıran ruhtur. Yüce Allah’a kulluk; O’nu gereği gibi tanımak, O’na bağlanıp O’nun rızasını kazanmak için çalışmak, O’na karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek; dua, ibadet ve taatı yalnızca O’na has kılmakla mümkündür. İman ve salih ameller Allah’a kulluğun göstergeleridir. Müminler günlük olarak tekrar tekrar okudukları Fatiha Suresi’nde ‘Yalnızca sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dileriz’ diyerek O’na bağlı olduklarını ve yalnızca O’nun kulu olduklarını dile getirmiştir. Bütün peygamberlerin ortak mesajı, insanlığı Allah’a kulluğa çağırmak olmuştur.” şeklinde konuştu.
Program yapılan dua ile sona erdi.
