Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan okul baskınının ardından kaleme aldığı kapsamlı yazıda, Türkiye’deki okul güvenliği, rehber öğretmen eksikliği ve kamu personeli istihdam politikalarını mercek altına aldı. Gülaçtı, yaşanan trajedinin sadece bireysel bir patoloji değil, sistemik bir “erken uyarı sistemi” yokluğu olduğunu vurguladı.
“Siyaset Değil, Somut Politika Gerekiyor”
Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıyı değerlendiren Prof. Dr. Gülaçtı, “siyaset” ve “politika” kavramları arasındaki farka dikkat çekti. Kınama mesajlarının ve görevden uzaklaştırmaların “siyaset” düzeyinde kaldığını belirten Gülaçtı, asıl ihtiyacın; riskli gençlere müdahale, silah erişimi ve rehberlik kapasitesini dönüştürecek bütçelendirilmiş “kamu politikaları” olduğunu ifade etti.
Saldırganın olaydan günler önce sosyal medyadan tehditler savurduğunu hatırlatan Gülaçtı, şunları kaydetti: “Bu cümle sadece bir gencin patolojisinin değil, bir erken uyarı sisteminin yokluğunun da itirafıdır. Müfettiş görevlendirilmesi veya okula ara verilmesi semptomatik tedavidir. Hastalığın kökeni; okuldan kopmuş bir gencin izlenmediği, tehditlerin filtrelenmediği ve psikososyal risk faktörlerinin profesyonel destekle karşılanmadığı bir yapıdır.”
İş Bırakma Eylemleri ve Toplumsal Güven
Eğitim sendikalarının saldırı sonrası aldığı bir günlük iş bırakma kararını da yorumlayan Gülaçtı, bu durumu bir ikilem olarak görmenin yanlış olduğunu savundu. Gülaçtı, “Bir öğretmen can güvenliğini başka türlü nasıl talep edecektir? İş bırakma eylemleri kısa vadede hizmeti etkilese de, uzun vadede öğrencinin daha güvenli bir okula kavuşması talebidir. Çözüm sendikayı suçlamak değil, talepleri politikaya dönüştürmektir.” dedi.
“Bekçi mi Çoğaltacağız, Rehber Öğretmen mi?”
Yazısında kamu personeli istihdamındaki tercihleri rakamlarla eleştiren Prof. Dr. Gülaçtı, devletin “sorun çıktıktan sonra müdahale edecek” güvenlik ve adalet kadrolarına öncelik verdiğini, ancak “sorun çıkmadan önleyecek” rehberlik ve sosyal hizmet kadrolarını geride tuttuğunu ileri sürdü.
2024 yılındaki 20 bin öğretmen atamasında rehberlik branşına sadece 1.597 kadro ayrılmasını “bir tercih meselesi” olarak nitelendiren Gülaçtı, “Bu durum, hastayı yoğun bakıma alacak yatak sayısını artırırken, hastalanmasını önleyecek aile hekimini yetersiz bırakmak gibidir,” benzetmesini yaptı.
Çözüm İçin 10 Maddelik Öneri Seti
Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, okul güvenliğini yaşamsal bir “bakım ve destek” alanına dönüştürmek için şu somut önerileri sundu: Her okulda öğrenci sayısına bakılmaksızın en az bir kadrolu rehber öğretmen bulunmalı. Mesleki liselerde okul terkini önleyici ve okuldan ayrılanı iki yıl takip eden sistem kurulmalı. Sosyal medyadaki tehditler için BTK, Emniyet ve MEB arasında 7/24 koordinasyon sağlanmalı. Av tüfeği dahil ruhsatlandırmada, hane içi şiddet öyküsü olanlar için ek psikiyatrik değerlendirme getirilmeli. Meclis bünyesinde kalıcı bir “Okul Güvenliği ve Çocuk-Ergen Ruh Sağlığı” alt komisyonu kurulmalı. Atama bekleyen öğretmen adayları, lisansüstü geçişle rehberlik ve özel eğitim branşlarına yönlendirilmeli.
Gülaçtı yazısını, “Döngüyü kıracak olan; müdahale eden devlete mi, önleyen devlete mi yatırım yapacağımız tercihidir. Siverek’in bize sorduğu soru tam olarak budur,” diyerek noktaladı.
