Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜGVA Erzincan: “Gazze Bir Gündem Değil, İnsanlık Sınavıdır”

TÜGVA öncülüğünde 81 ilde eş zamanlı düzenlenen basın açıklamasının Erzincan


TÜGVA öncülüğünde 81 ilde eş zamanlı düzenlenen basın açıklamasının Erzincan durağında, Gazze’deki insani yıkıma dikkat çekildi. Camii Kebir önünde konuşan TÜGVA İl Temsilcisi Ali Ersu, Birleşmiş Milletler raporlarındaki çarpıcı can kaybı ve açlık verilerini paylaşarak, “Gazze bir gündem maddesi değil, bir insanlık sınavıdır” dedi ve herkesi 1 Ocak’ta Galata Köprüsü’ne davet etti.

TÜGVA Erzincan, Filistin halkına yönelik zulme dikkat çekmek amacıyla cuma namazı sonrası Camii Kebir’de basın açıklaması gerçekleştirdi. TÜGVA’nın öncülüğünde düzenlenen etkinlik, Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak yapıldı.

TÜGVA Erzincan İl Temsilcisi Ali Ersu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı çatısı altında; Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden insani yıkımın, uluslararası hukuk ihlallerinin ve sistematik hak gasplarının normalleştirilmesine karşı kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğumuzu yerine getirmek için buradayız.

Basın açıklamamız, insanlık onurunun ve hukukun asgari müştereklerinin hatırlatılmasıdır. Bugün Gazze’de yaşananlar bir ‘gündem maddesi’ değil; modern zamanlarda, dünyanın gözleri önünde gerçekleştirilen ve tarihe bir utanç vesikası olarak geçecek bir insanlık sınavıdır. Bu sınavın kaydı yalnızca haber bültenlerinin satır aralarında değil, vicdanlarda ve uluslararası kurumların ‘unutkan’ hafızasında tutulmaktadır. Ne yazık ki bu sınavda ağır bir çifte standart uygulanmaktadır.

Uluslararası kuruluşların yayımladığı güncel durum raporları, Gazze’deki insani tablonun hâlen kırılgan olduğunu göstermektedir. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 18 Aralık 2025 tarihli raporunda, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine dayanılarak 7 Ekim 2023’ten bu yana 70.668 can kaybı ve 171.152 yaralı olduğu bildirilmektedir. Aynı raporda, ateşkes döneminde dahi can kayıplarının sürdüğü; ateşkesten bu yana 394 kişinin hayatını kaybettiği, 1.075 kişinin yaralandığı ve enkaz altından 634 cenazenin çıkarıldığı ifade edilmektedir.

Raporda ayrıca, kış koşulları ve fırtınaların etkisiyle yaklaşık 55.000 haneyi etkileyen sel ve taşkın vakaları, kıyı bölgelerinden 370 ailenin tahliyesi, binlerce acil çağrı ve yıkım riski taşıyan yapılara ilişkin veriler paylaşılmaktadır. Yine aynı raporda, tıbbi tahliye bekleyen hastalara ilişkin kritik bilgiler yer almakta; Temmuz 2024 – 28 Kasım 2025 tarihleri arasında tahliye beklerken 1.092 hastanın hayatını kaybettiği, Gazze’de 18.500’den fazla hastanın hâlen tıbbi tahliyeye ihtiyaç duyduğu bildirilmektedir.

Gıda güvenliği ve beslenme alanındaki raporlar ise ‘geçici iyileşme’ başlığının kolay bir rehavete dönüşmemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Birçok uluslararası kuruluşun ortak açıklamasına göre; Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes ve artan erişime rağmen, Gazze’de en az 1,6 milyon kişinin (nüfusun yüzde 77’si) hâlen yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşadığı; 100 binden fazla çocuğun ve 37 bin hamile ya da emziren kadının Nisan 2026’ya kadar akut yetersiz beslenme riski altında olduğu belirtilmektedir. Aynı açıklamada, ateşkes sonrası 730 binden fazla kişinin yerinden edildiği, altyapı yıkımının ve temel hizmetlere erişimdeki kısıtların sürdüğü; hanelerin önemli bir bölümünün gıda ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşadığı vurgulanmaktadır.

Gazze’de yaşam bir ‘normalleşme’ değil, hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürmektedir. Uluslararası hukuk; güçlüye kalkan, zayıfa sus payı olmamalıdır. İnsan hakları söylemi, yalnızca rahat coğrafyaların dekoru olarak görülmemelidir. Bugün Gazze’de sivillerin korunması, sağlık sisteminin ayakta tutulması, gıda ve suya erişim gibi en temel başlıklar hâlâ tartışma konusuysa; burada yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda uluslararası düzenin ciddi bir itibar kaybı söz konusudur.

İletişim çağında bir çocuğun soğukta can verdiği haberini ‘akış’ içinde tüketebiliyorsak, burada bir sorun vardır. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu insani yardımı dahi süslü prosedürlerle tartışmalı hâle getiren bir anlayış varsa, burada bir sorun vardır. Bu çağrımız; bir ülkeye, bir halka ya da bir kuruma karşı önyargı değil, insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebidir.

Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı çatısı altında, 400’ü aşkın paydaş sivil toplum kuruluşuyla birlikte kamu vicdanını diri tutmak ve insanlık onurunu savunmak amacıyla barışçıl şahitlik çağrımızı yineliyoruz. Yeni yılın ilk gününde, 1 Ocak’ta saat 08.30’da Galata Köprüsü’nde; sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz. Yüz binlerce vicdan sahibiyle birlikte tüm dünyayı uyandırıyoruz. Unutmuyoruz. Normalleştirmiyoruz. İnsani olanı savunuyoruz. Söylenen her söz, yarın çocukların hafızasında ya utanç ya da onur olarak kalacaktır. Yeni yılın ilk mesajını tüm dünyaya Galata’dan veriyoruz.” Dedi.

Özhanlar Mobilya