Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak kazınan ve etkilerinin “bin yıl süreceği” iddia edilen 28 Şubat 1997 kararlarının üzerinden tam 29 yıl geçti. Demokrasi zincirine vurulan bir halka olarak nitelendirilen bu süreç, Refah-Yol hükümetinin istifasından başörtüsü yasaklarına, eğitim sistemindeki köklü değişikliklerden parti kapatma davalarına kadar Türkiye’nin sosyal ve siyasal yapısını derinden sarstı.
Peki, 28 Şubat’a nasıl gidildi? Sincan’da tanklar neden yürüdü? İşte adım adım 28 Şubat süreci ve merak edilenler…

28 Şubat Sürecini Tetikleyen Olaylar: Sincan’dan Washington’a
Süreç, 1995 genel seçimlerinde Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi’nin birinci çıkması ve Tansu Çiller (DYP) ile 54. Hükümeti kurmasıyla başladı. Ancak hükümetin attığı adımlar, dönemin askeri kanadı ve bazı sivil bürokrasi kesimlerinde “irtica” tartışmalarını alevlendirdi.
- Dış Politika Tartışmaları: Erbakan’ın ilk ziyaretini İran’a yapması ve Libya gezisindeki Kaddafi krizi, Meclis’te gensoru önergelerine yol açtı.
- Sincan “Kudüs Gecesi”: 31 Ocak 1997’de Ankara Sincan’da düzenlenen gece ve İran Büyükelçisi’nin konuşması, bardağı taşıran son damlalardan biri oldu.
- Tankların Yürüyüşü: 4 Şubat 1997’de Sincan sokaklarında yürütülen 20 zırhlı araç ve 15 tank, askerin siyasete doğrudan müdahalesinin en somut görseli olarak hafızalara kazındı. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, bu durumu “Demokrasiye balans ayarı yaptık” sözleriyle ifade etti.
Tarihi MGK Toplantısı: 8 Saat 45 Dakikalık Gerilim
28 Şubat 1997’de Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu, Türkiye tarihinin en uzun toplantılarından birine sahne oldu. Yaklaşık 9 saat süren toplantı sonunda yayımlanan bildiri, hükümete yönelik sert yaptırımlar içeriyordu.
28 Şubat Kararları Neleri Değiştirdi?
Askerin hükümete sunduğu 20 maddelik listede öne çıkan başlıklar şunlardı:
- 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim: İmam hatip ortaokullarının önünü kesen bu madde, Ağustos 1997’de yasalaştı.
- Kılık-Kıyafet Düzenlemeleri: Kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasaklarının hukuki dayanağı haline getirildi.
- Batı Çalışma Grubu (BÇG): Genelkurmay bünyesinde irticai faaliyetleri izlemek amacıyla kuruldu ve binlerce kişiyi fişlediği iddialarıyla gündeme geldi.
Refah Partisi’nin Kapatılması ve İstifa Süreci
Baskılara dayanamayan Başbakan Necmettin Erbakan, 18 Haziran 1997’de istifasını sundu. Ancak görevin Tansu Çiller’e verilmesi beklenirken, Cumhurbaşkanı Demirel hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz’a verdi.
Sürecin yargı ayağında ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi’nin kapatılması için dava açtı. 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi, partinin kapatılmasına ve Erbakan’a 5 yıl siyaset yasağı getirilmesine karar verdi.
Neden “Postmodern Darbe”?
Bu müdahale, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koyup Meclis’i feshetmediği, ancak psikolojik harp yöntemleri, medya gücü ve muhtıralarla hükümeti istifaya zorladığı bir model olduğu için “postmodern” olarak tanımlanmıştır. Silah zoruyla değil, bürokratik ve toplumsal baskı araçlarıyla sivil iradeye yön verilmiştir.
Sonuç: 28 Şubat, Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda milli iradenin vesayet altına alındığı bir dönem olarak hatırlanmaya devam ediyor. Günümüzde bu sürecin toplumsal yaraları sarılmaya çalışılırken, hukuk sistemindeki etkileri de tartışılmaya devam ediyor.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, 28 Şubat sürecinde yaşanan insan hakları ihlallerini ve günümüze kadar uzanan mağduriyetleri gözler önüne seriyor.
28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) alınan kararlarla başlayan ve “postmodern darbe” olarak adlandırılan sürecin üzerinden tam 29 yıl geçti. Dönemin Refah Partisi-Doğru Yol Partisi koalisyon hükümetini hedef alan, toplumun dindar kesimlerine yönelik sistematik uygulamalar, yüz binlerce insanın temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına yol açtı.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) “İnsan Hakları Bağlamında 28 Şubat Darbesi Raporu”, bu karanlık dönemin insan hakları ihlallerini belgeleyerek, mağduriyetlerin halen devam ettiğine dikkat çekiyor.
28 Şubat’a Giden Süreçte Kritik Tarihler
| Tarih | Olay |
| 28 Haziran 1996 | Necmettin Erbakan başbakanlığında 54. Refahyol Hükümeti kuruldu |
| 31 Ocak 1997 | Sincan’da düzenlenen “Kudüs Gecesi” tartışmalara yol açtı |
| 4 Şubat 1997 | Tanklar Sincan sokaklarında yürüyüş yaptı |
| 28 Şubat 1997 | MGK’da postmodern darbenin kararları alındı |
| 5 Mart 1997 | Erbakan MGK kararlarını imzaladı |
| 21 Mayıs 1997 | Refah Partisi hakkında kapatma davası açıldı |
| 18 Haziran 1997 | Erbakan istifayı sundu |
| 16 Ocak 1998 | Refah Partisi kapatıldı, Erbakan’a siyaset yasağı getirildi |
Postmodern Darbenin Hedefinde Kimler Vardı?
28 Şubat süreci, klasik askeri darbelerden farklı olarak doğrudan halkın bir kesimini ve onun yaşam biçimini hedef aldı. Ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalarla, “irtica ve gericilik” söylemi üzerinden yapay bir tehdit algısı oluşturuldu.
Mağduriyet yaşanan başlıca alanlar:
- Eğitim hakkı (başörtülü öğrenciler okullara alınmadı)
- Kamu hizmetine girme hakkı (dini inançları nedeniyle binlerce memur ihraç edildi)
- İfade ve örgütlenme özgürlüğü (STK’lar kapatıldı)
- Din ve vicdan özgürlüğü
- Adil yargılanma hakkı

Rakamlarla 28 Şubat’ın Yıkımı
TİHEK raporunda ve çeşitli çalışmalarda yer alan verilere göre 28 Şubat sürecinde yaşanan hak ihlalleri şöyle:
Kamu Görevlilerine Yönelik İhraç ve Cezalar
- 1.635 kişi YAŞ kararlarıyla TSK’dan atıldı (1990-2011 arası)
- 3.527 öğretmen görevine son verildi (1997-2001)
- 11.000 öğretmen istifa etmek zorunda kaldı (1997-2001)
- 11.890 öğretmen disiplin cezası aldı
- 33.271 öğretmen disiplin soruşturmasına uğradı
- 139 yükseköğretim personeli kamu görevinden ihraç edildi (1997-2000)
- 71 kaymakam görevden alındı
- 128 Diyanet personeli meslekten atıldı
- 396 Diyanet personeli disiplin cezası aldı
Fişleme ve Gözetim
- 4.625 Milli Eğitim Bakanlığı personeli fişlendi
- 2.639 kamu personeli MİT tarafından “irtical” görülerek fişlendi
- 949 öğretmen MİT tarafından fişlendi
- 417 öğretim görevlisi MİT tarafından fişlendi
Diğer Mağduriyetler
- 400 yüksek yargı üyesi hakim-savcı Genelkurmay’da “irtica brifingine” katıldı
- 210 vali/kaymakam hakkında rapor düzenlendi
- 21 vakıf kapatıldı
- 223 üniversite öğrencisi disiplin cezası aldı (sadece bir üniversitede)
“İkna Odaları” ve Peruk Dayatması: Eğitim Hakkının İhlali
28 Şubat sürecinde binlerce başörtülü üniversite öğrencisi eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Üniversitelerde kurulan “ikna odaları” nda öğrenciler psikolojik şiddete maruz bırakılarak başörtülerini çıkarmaya zorlandı. Eğitimine devam etmek isteyen öğrencilere ise insan onuruyla bağdaşmayan peruk takma gibi dayatmalar yapıldı.
Katsayı uygulaması ile imam hatip ve meslek lisesi öğrencileri üniversiteye girişte ayrımcılığa uğradı, eğitimde fırsat eşitliği ortadan kaldırıldı.
Sağlık Hakkı Bile Engellendi
Dönemin en trajik olaylarından biri, başörtülü fotoğrafı nedeniyle sağlık hizmetine erişimi engellenen Medine Bircan’ın hayatını kaybetmesi oldu. Bu olay, 28 Şubat’ta insan hayatının bile siyasi hedefler uğruna nasıl hiçe sayıldığını gösteren acı bir örnek olarak tarihe geçti.
Devam Eden Mağduriyetler ve Çözümsüzlük
TİHEK raporuna göre, 28 Şubat mağdurlarının bir kısmı sonraki yıllarda çıkarılan aflarla görevlerine iade edilse de, mağduriyetler tam olarak giderilemedi. Raporda özellikle şu sorunlara dikkat çekiliyor:
Emniyet Mensupları Hariç Tutuldu
5525 sayılı Kanun’da yer alan “emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç” hükmü nedeniyle, 28 Şubat’ta ihraç edilen emniyet mensupları aflardan yararlanamadı.
Geçmişe Dönük Haklar Ödenmedi
6495 ve 5525 sayılı kanunlarla görevlerine iade edilenlere, çalışamadıkları döneme ilişkin özlük hakları (maaş, sigorta primi, terfi hakları) ödenmedi. Kanunlarda yer alan “geçmişe dönük herhangi bir hak sağlanmaz” ve “disiplin cezalarının affı ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermez” hükümleri mağduriyetlerin devamına yol açtı.
Eşitsiz Uygulamalar
Aynı dönemde benzer mağduriyetler yaşayan askeri personel için 6191 sayılı Kanun’la emeklilik hakları ve araştırmacı kadrosuna atanma imkânı getirilirken, diğer kamu görevlileri için aynı haklar tanınmadı. Özellikle Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü’nde (bugünkü SGK) sınavları iptal edilerek görevlerine son verilen memurlar için hiçbir yasal düzenleme yapılmadı.
Din ve Vicdan Özgürlüğü Açısından Değerlendirme
TİHEK raporu, 28 Şubat sürecinde yaşananları din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde değerlendiriyor. Raporda, laiklik ilkesinin bir yaşam tarzını diğerine üstün tutmak değil, tüm inançlara eşit mesafede durmak olduğu vurgulanıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kokkinakis/Yunanistan kararına atıf yapılan raporda, din ve vicdan özgürlüğünün “demokratik toplumun temel taşlarından biri” olduğu hatırlatılıyor. 28 Şubat’ta yapılan müdahalelerin, soyut iddia ve ithamlara dayandığı, somut delillerle desteklenmediği belirtiliyor.
28 Şubat Neden “Postmodern Darbe”?
28 Şubat’ı klasik darbelerden ayıran en önemli özellik, ordunun doğrudan yönetime el koymaması, ancak MGK kararları ve bürokrasi eliyle hükümeti işlevsiz hale getirmesiydi. Darbeciler yalnızca militarist güçler tarafından değil, aynı zamanda medya, sermaye, bürokrasi, yargı, üniversite ve dış güçler tarafından da desteklendi.
Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in Washington’da yaptığı “Sincan’da demokrasiye balans ayarı yaptık” açıklaması, 28 Şubat’ın ruhunu özetleyen bir ifade olarak tarihe geçti.
Yargılanma Süreci ve Sonuçları
28 Şubat darbesinden sorumlu sanıklar hakkındaki dava, 22 Mayıs 2013’te açıldı. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen 103 sanıklı davada, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu 21 sanık müebbet hapse mahkûm edildi. 68 sanık beraat ederken, 14 sanık hakkındaki dava düşürüldü.
Mahkemenin gerekçeli kararında, “hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş oldukları” ve “faillerin fikir ve eylem birliği içinde ve bir organizasyon dâhilinde atılı suçu işledikleri” vurgulandı.
28 Şubat’tan 15 Temmuz’a Uzanan Çizgi
TİHEK Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç’ın raporun sunuşunda belirttiği gibi, 28 Şubat süreci yalnızca bir darbe olmakla kalmamış, aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimine de zemin hazırlamıştır. FETÖ’nün 28 Şubat’ta aktif destek vermesi ve devlet içinde güçlenmesi, 15 Temmuz’da millet iradesine karşı kalkışılmasının alt yapısını oluşturmuştur.
TİHEK’ten 28 Şubat Mağdurları İçin Çözüm Önerileri
TİHEK raporu, 28 Şubat mağdurlarının devam eden mağduriyetlerinin giderilmesi için şu önerilerde bulunuyor:
- Haksız yere mahkûm edilenlerin dosyalarının kurulacak bir komisyon tarafından incelenmesi ve adil yargılanmanın sağlanması
- Eğitim hayatına ara vermek zorunda kalanlar için kamu hizmetlerine girişte pozitif ayrımcı düzenlemeler yapılması
- Sınavları iptal edilerek mağdur edilenlerin hak ettikleri kadrolara atanmaları için yasal düzenleme yapılması
- Görevden alınma ile göreve iade arasındaki sürede oluşan mali hak kayıplarının (maaş, ek ödeme, tazminatlar) ödenmesi
- Boşta geçen sürelerin emeklilik hesabında dikkate alınması
- Disiplin cezası silinenlerin tüm mali haklarının geçmişe dönük olarak ödenmesi
- Rütbe indirimine uğrayanların mali zararlarının giderilmesi ve itibarlarının iade edilmesi
- Emniyet mensupları başta olmak üzere tüm mağdurları kapsayacak kapsamlı bir yasal düzenleme yapılması
29 Yıl Sonra Hala Taze Olan Yaralar
28 Şubat’ın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen, dönemin mağdurlarının bir kısmı haklarına kavuşabilmiş değil. TİHEK’e yapılan başvurular, özellikle emniyet mensupları, SGK’da sınavları iptal edilenler ve istifaya zorlanan kamu görevlilerinin mağduriyetlerinin sürdüğünü gösteriyor.
Raporda vurgulandığı gibi, darbelerin toplumsal travmalara yol açtığı, mağduriyetlerin giderilmediği her darbenin yeni darbelere zemin hazırladığı gerçeği, 28 Şubat’ın yaralarının sarılmasını yalnızca bir hakkaniyet değil, aynı zamanda demokrasinin güçlenmesi açısından da bir zorunluluk haline getiriyor.
28 Şubat postmodern darbesi, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde kara bir leke olarak kalırken, mağdurların adalet arayışı da 28 yıldır devam ediyor.
Kaynak: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) “İnsan Hakları Bağlamında 28 Şubat Darbesi Raporu”, Ankara 2022
