Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kurbanın Anatomisi: Felsefe, Psikoloji, Tasavvuf ve Teoloji Işığında Bir İnceleme

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı ve PDR Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, Kurban Bayramı dolayısıyla kaleme aldığı akademik ve felsefi yazısında, kurban ibadetinin göründüğünün ötesindeki derin anlam katmanlarını deşifre etti. Kurbanı; felsefi, psikolojik, tasavvufi ve teolojik olmak üzere 4 temel perspektiften ele alan Prof. Dr. Gülaçtı, ritüelin özünde yatan asıl duygunun “teslimiyet” olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Gülaçtı, kurban eyleminin sadece dini bir takvim etkinliği olmadığını belirterek, “Kurban, insanlığın en köklü varoluşsal sorularıyla karşılaştığı, çok katmanlı bir anlam evreninin pratikte tecessümüdür” değerlendirmesinde bulundu.

Tarihsel ve Felsefi Boyut: “Kurban Evrensel Bir Fenomendir”

Kurban ritüelinin din ve kültürlerden bağımsız olarak Paleolitik dönemden bu yana insanlığın en eski ortak dili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, Sümerlerden Antik Mısır’a kadar birçok medeniyette bu olgunun merkezî bir yer tuttuğunu belirtti. Sosyal bilimcilerin kurban teorilerine değinen Gülaçtı, Walter Burkert’in toplumsal bütünlük, René Girard’ın ise toplumsal şiddeti kanalize etme teorilerini hatırlatarak, İslami anlayışın bu yorumların ötesine geçtiğini ifade etti. Gülaçtı, İslam’da kurbanın kolektif şiddeti değil, bireysel teslimiyeti simgelediğini kaydetti.

Üç büyük İbrahimî dinin ortak paydası olan Hz. İbrahim ve oğlu kıssasına değinen Gülaçtı, Kur’an-ı Kerim’deki Saffat Suresi üzerinden, kurbanın asıl değerinin hayvanın kendisinde değil, onu mümkün kılan niyette ve teslimiyette olduğunu vurguladı. Felsefi açıdan ünlü düşünür Søren Kierkegaard’ın “Korku ve Titreme” adlı eserindeki İbrahimî sadakat analizine de atıfta bulunan Gülaçtı, İslamiyet’in kurbanı bir şiddet ritüeli olarak değil, hayvana minimum acı çektirmeyi emreden bir “ihsan (güzellik)” pratiği olarak konumlandırdığını dile getirdi.

Psikolojik Perspektif: Ego’dan Vazgeçmek ve Anlam Arayışı

Yazısında kurbanın insan psikolojisi ve benlik dönüşümü üzerindeki etkilerini psikolojik kuramlarla açıklayan Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, Carl Gustav Jung’un “ölüm ve yeniden doğuş” arketipine atıfta bulunarak, kurban kesme eyleminin insanın hayvani arzularını kontrol altına alması ve “ego”sundan vazgeçerek daha derin bir “öz” ile temas kurması anlamına geldiğini belirtti.

Bağlanma Teorisi ve Varoluşçu Psikoloji çerçevesinde de analizler sunan Gülaçtı, şu saptamalarda bulundu: Güvenli Bağlanma: Kurban, insanın Tanrı ile olan güvenli bağlanma ilişkisini en üst düzeyde pekiştirir.Anlam ve Ölüm Kaygısı: Viktor Frankl’ın logoterapisi ve Terör Yönetimi Teorisi (TMT) açısından kurban; paylaşmak, yakınlaşmak ve şükretmek gibi edimlerle bireyin anlam arayışına yanıt verir ve ölüm kaygısını sembolik olarak çözüme kavuşturur. Kültürel Bellek: Jan Assmann ve Erikson’ın kuramları doğrultusunda bu ritüel, kuşaklararası kültürel belleği korurken; çocuklarda güven, ergenlerde değer sorgulaması, yetişkinlerde ise miras bırakma motivasyonunu besler.

Tasavvufi ve Teolojik Bakış: “Zâhir, Bâtın ve Ahdleşme”

İslam mistisizminde (tasavvuf) her ritüelin bir zâhir (dışsal) bir de bâtın (içsel) yüzü olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gülaçtı; İmam Gazzâlî, Mevlânâ Celâleddin Rûmî ve İbn Arabî’nin kurban yorumlarına yer verdi. Mevlânâ’nın “Eğer diri kalmak istiyorsan ölmeden önce öl” sözünü anımsatan Gülaçtı, tasavvufta hakiki kurbanın hayvanın boğazlanması değil, kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmârenin) ve kibir, hırs gibi hayvani duyguların boğazlanması olduğunu ifade etti. Hallâc-ı Mansûr’un “Ene’l-Hak” çıkışını da uç bir teslimiyet örneği olarak nitelendirdi.

Teolojik boyutta ise Hac Suresi’nin “Allah’a ne etleri ulaşır ne de kanları; fakat O’na sizden takva ulaşır” ayetini ve Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirini öne çıkaran Gülaçtı, kurbanın bir vergi ya da fidye değil, kalpteki derin saygının dışa vurumu olduğunu yazdı. Kelam ve fıkıhtaki “vacip mi, sünnet mi?” tartışmalarının ötesinde kurbanın, kulun “Ben sadece Allah’a aitim” beyanı olduğunu aktaran EBYÜ Öğretim Üyesi, etin üçe bölünerek dağıtılmasının modern refah devletinden çok önce inşa edilmiş gönüllü bir sosyal güvenlik ağı ve toplumsal dayanışma pratiği olduğunu vurguladı.

Modern Dünyanın Gerilimleri ve Dijital Çağ

Yazısının son bölümünde modern ve seküler dünyadan yükselen hayvan hakları eleştirilerine değinen Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, İslam’ın hayvana en az acıyı verecek teknik kuralları bizzat belirlediğini ve kurbanın endüstriyel hayvan katliamlarından ilişkisel boyutuyla ayrıştığını belirtti. Kent hayatı, vekaleten kurban ve dijital platformlar üzerinden yapılan bağışların ritüelin bedensel-ruhsal bütünlüğünü zayıflatma riski taşıdığına dikkat çeken Gülaçtı, bizzat orada bulunmanın psişik dönüşümü artırdığını ifade etti. Ayrıca, modern boylamsal araştırmaların (VanderWeele vd.) düzenli dini pratiklerin depresyon ve intihar düşüncesini azalttığını, toplumsal bağları ise kuvvetlendirdiğini bilimsel olarak kanıtladığını ekledi.

“Kurban, Bir Varoluş Manifestosudur”

Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, makalesini kurbanı bir “varoluş manifestosu” olarak nitelendirerek şu çarpıcı sentezle ve bayram tebrikiyle sonlandırdı: “Felsefi düzlemde kurban anlam üretimidir; insan neye değer verdiğini ancak neyi feda edebildiğinde anlayabilir. Psikolojik düzlemde ego dönüşümüdür. Sûfî düzlemde egonun susturulması, teolojik düzlemde ise Allah ile ahdleşmenin yıllık tazesidir. Kurbanın kalbindeki teslimiyet, pasif bir kabulleniş değil, varlığından gönüllü olarak vazgeçebilmektir. Belki de kurban ritüelinin bugün bize söylemek istediği şey şudur: Neyden vazgeçemediğini bil. Sonra, eğer gerçekten serbest olmak istiyorsan, tam da oradan başla. Kurban Bayramınız Mübarek Olsun.” Dedi.

Elazığ Çelik Ahşap