27 Aralık 1939’da 7,9 büyüklüğündeki deprem, Erzincan’ı haritadan silen, Cumhuriyet tarihinin en acı felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 1939 depremi, dayanışmanın ve mücadelenin simgesi olarak hafızalarda yaşamayı sürdürüyor.

Bugün, Türkiye’nin sismik tarihindeki en kara günlerden birinin, 27 Aralık 1939 Erzincan Depremi’nin 86. yıl dönümü. Bu sadece bir sarsıntı değil; bir şehrin yok oluşu, binlerce ailenin parçalanışı ve Türkiye’nin deprem gerçeğiyle en sert şekilde yüzleştiği kırılma noktasıdır.

O GECE NE OLDU?
26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece, saat 02:00’de Erzincan halkı derin uykudayken yerin yedi kat altından gelen devasa bir uğultuyla uyandı. 7,9 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 52 saniye sürdü ancak etkisi yüzyılları aşacak bir yıkım bıraktı.
- Dondurucu Soğuk ve Kar: Deprem tek başına gelmemişti. O gece Erzincan’da hava sıcaklığı –30 derecenin altındaydı. Enkazdan sağ kurtulan binlerce kişi, yardımın gecikmesi ve tipi nedeniyle donarak hayatını kaybetti. Yollar kapalı olduğu için Erzincan’a ancak günler sonra ulaşılabildi.
- Fiziksel Kırılma: Erzincan’dan Niksar’a kadar uzanan 350 kilometrelik bir fay hattı boydan boya kırıldı. Yer kabuğunda 4 metrelik yatay kaymalar oluştu; bu, Anadolu levhasının batıya doğru ne kadar büyük bir enerjiyle itildiğinin kanıtıydı.

“ESKİ ERZİNCAN” VE YENİ YERLEŞİM
Depremden sonra Erzincan o kadar büyük bir enkaz yığınına dönüştü ki, şehir olduğu yerde kurulamadı.
- Zemin Sorunu: Tarihi belgeler Erzincan’ın son bin yılda 11 kez yıkıldığını gösteriyor. 1939 depremi, şehrin akarsu çökellerinden oluşan gevşek zemine kurulu olmasının bedelini ağır ödetti.
- Şehrin Taşınması: Devlet kararıyla şehir, eski yerleşim yerinin kuzeyine, daha sağlam zeminli yamaçlara taşındı. Bugün “Eski Erzincan” olarak bilinen bölge, 33 bin canın hatırasını taşıyan sessiz bir enkaz örtüsü olarak kaldı.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK DAYANIŞMASI
1939 depremi, henüz genç olan Türkiye Cumhuriyeti için en büyük sınavlardan biriydi. O dönem imkanların kısıtlı olmasına rağmen, trenlerle bölgeye yardım taşınmış, halk arasında eşi benzeri görülmemiş bir dayanışma başlamıştı. Hatta Erzincan Cezaevi’ndeki mahkumların, enkaz altındaki vatandaşları kurtarmak için çıkarılan özel bir izinle çalışmalara katıldığı ve hiçbirinin kaçmadığı o meşhur hikaye, bu dayanışmanın sembolü olarak tarihe geçti.

1992 VE 6 ŞUBAT: BİTMEYEN SINAV
Erzincan, 1939’un yaralarını sarmışken 13 Mart 1992’de 6,8 büyüklüğündeki bir diğer depremle sarsıldı. Bu ikinci büyük yıkım, Erzincanlılara acı bir gerçeği öğretti: Depremle kavga edilmez, onunla yaşanır. Bugün 81 ilde hissedilen 6 Şubat 2023 depremlerinin acısı, Erzincan’da en derin haliyle yankılanıyor. Kahramanmaraş ve çevre illerdeki 53 bin can kaybı, 1939’da Erzincan’ın yaşadığı sessiz çığlığın bir benzeri olarak kayıtlara geçti.

BUGÜNÜN MESAJI: BİLİNÇ VE DİRENÇ
Bugün Erzincan, yatay mimarisi ve deprem yönetmeliğine uygun yapı stokuna verilen önemle Türkiye’nin en bilinçli şehirlerinden biri kabul ediliyor. Uzmanlar uyarıyor: Depremi durduramayız ancak ihmalleri durdurabiliriz.
27 Aralık 1939’da kaybettiğimiz 32 bin 968 canımızı rahmetle anıyoruz. Onların anısı, bugün daha güvenli binalar inşa etmek ve çocuklarımıza “deprem bilincini” aşılamak için en büyük motivasyon kaynağımızdır.


